22 Mayıs 2011 Pazar

O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...




Tam göğsünüzün ortasında bir yeriniz acıyacak...

Evinizin sizi içine sığdıramayacak kadar dar olduğunu fark edeceksiniz...

Sokağa fırlayacaksınız...

Sokaklar da dar gelecek...

Tıpkı vücudunuzun yüreğinize dar geldiği gibi...

Ne denizin mavisi açacak içinizi, ne pırıl pırıl gökyüzü...

Kendinizi taşıyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar küçüleceksiniz...

Birileri size bir şeyler anlatacak durmadan...

‘‘Önemli olan sağlık.''

‘‘Yaşamak güzel.''

‘‘Boşver, her şey unutulur.''

Siz hiçbirini duymayacaksınız...

Gözyaşlarınızdan etrafı göremez hale geleceksiniz.

O'ndan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarında ölmek isteyecek kadar çok seveceksiniz...

Hep ondan bahsetmek isteyeceksiniz...

‘‘Ölüme çare bulundu'' ya da ‘‘Yarın kıyamet kopacakmış'' deseler başınızı kaldırıp ‘‘Ne dedin?'' diye sormayacaksınız...

Yalnız kalmak isteyeceksiniz...

Hem de kalabalıkların arasında kaybolmak...

İkisi de yetmeyecek.

Geçmişi düşüneceksiniz... Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...

Onunla geçtiğiniz yerlerden geçmek isteyeceksiniz... Gittiğiniz yerlere gitmek...

Bu size hiç iyi gelmeyecek... Ama bile bile yapacaksınız.

Biri size içinizdeki acıyı söküp atabileceğini söylese, kaçacaksınız... Aslında kurtulmak istediğiniz halde, o acıyı yaşamak için direneceksiniz.

Hayatınızın geri kalanını onu düşünerek geçirmek isteyeceksiniz...

Aksini iddia edenlerden nefret edeceksiniz...

Herkesi ona benzetip...

Kimseyi onun yerine koyamayacaksınız...

Hiçbir şey oyalamayacak sizi...

İlaçlara sığınacaksınız... Birkaç saat kafanızı bulandıran ama asla onu unutturmayan... Sadece bir müddet buzlu camın arkasından seyrettiren...

Bütün şarkılar sizin için yazılmış gibi gelecek... Boğazınız düğümlenecek, dinleyemeyeceksiniz...

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...

Sabahı iple çekeceksiniz... Bazen de ‘‘Hiç güneş doğmasa'' diyeceksiniz.

Ne geceler rahatlatacak sizi ne gündüzler...

Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksiniz...

Belki çivi çiviyi söker diye can havliyle önünüze çıkana sarılmak isteyeceksiniz... Nafile... Düşüncesi bile tahammül edilmez gelecek...

Rüyalar göreceksiniz, gerçek olmasını istediğiniz... Her sıçrayarak uyandığınızda onun adını söylediğinizi fark edeceksiniz...

 





Telefonun çalmasını bekleyeceksiniz... Aramayacağını bile bile... Her çaldığında yüreğiniz ağzınıza gelecek... Ağlamaklı konuşacaksınız arayanlarla...

Yüreğiniz burkulacak...

Canınız yanacak...

Bir daha sevmemeye yemin edeceksiniz.

Hayata dair hiçbir şey yapmak gelmeyecek içinizden...

Onun sesini bir kez daha duymak için yanıp tutuşacaksınız... Defalarca aradığı günlerin kıymetini bilmediğiniz için kendinizden nefret edeceksiniz...

Yaşadığınız şehri terk etmek isteyeceksiniz... Onunla hiçbir anınızın olmadığı bir yerlere gidip yerleşmek...

Ama bir umut... Onunla bir gün bir yerde karşılaşma umudu... Bu umut sizi gitmekten alıkoyacak...

Gel gitler içinde yaşayacaksınız...
Buna yaşamak denirse...

21 Mayıs 2011 Cumartesi

selam..

Öncelikle GÜNAYDIN.. Bu sitede yeni olmakla beraber ne yazacağımıda bilmemekteyim...Ama aklıma gelmişken tabela montajlarında,lavabolarda,arabalarda,sohbet ederken,yolda yürürken,yemek yerken ve bunlar gibi her ortamı değerlendirip sınava (kpds) hazırlanan çok değerli kardeşime BAŞARILAR DİLERİM... ALLAH uyumadan önceki hayallerini sana versin..

20 Mayıs 2011 Cuma

Yaşam Enerjinizden Bir şey Kaybetmeyin


Enerji bir insan için herşeydir. Enerjiniz olmadan bir şey yapamazsınız, ya da çok zor yaparsınız yapacağınız eylemi. Aynı bizim patronun oğlunda olduğu gibi...

Biz günde 12 saatten fazla çalışıyoruz, hatta geçenlerde 36 saat bir fiil uykusuz çalıştık. Karşılığını tam olarak alamasakta çalıştık. Peki ben bu kadar enerjiyi nereden mi buluyorum. Gün boyu bize destek sağlayacak içecekler içiyoruz, enerji içeceği gibi. Etkisi var mı yok mu tartışmasına gerek yok. Farkedilebilir derecede enerjisi var.

Tabiki de yukarıda bahsettiğim yaşam enerjisiyle o kadar bağıntılı değil bu içecek. Mutluluğunuzu paylaşın, hedeflerinize yürüyün devamlı hedefinizi daha da yükseltin. Yükselttiğiniz hedefinizi parçalara ayırıp teker teker gerçekleştirin, yoksa hiç bir halt yapamazsınız. Felsefeniz şu olmalı "koy götüne gitsin memleketine"... :) Düşünün böyle bir felsefesi olan birine kim zarar verebilirki? Zaten bu felsefe de bir tek aklı yerinde olmayanlarda var. O yüzden değilmidir filozoflara bakış açımız; "bunlar deli" diye?

Size enerji verdiğini düşündüğünüz her hangi bir şeyi kaybetmemek için elinizden geleni yapın, unutmayın bu kaybetmeme çabasında harcadığınız enerjinin daha fazlasını bundan alacaksınız. Atalarımız boşa dememiş: Kaz gelecek yerden tavuk esirgenir mi" diye.

Tatiliniz enerjiyle dolsun taşsın!

19 Mayıs 2011 Perşembe

19 Mayıs

Artık 19 Mayıs`ta ne olduğunu bilmeyen yoktur, diye düşünüyorum. Bilmeyen kişi zaten bu siteye girmeyi de bilemez o yüzden bu yazıyı okuyan herkesin bu konuda bilgisi olduğunu düşünüyorum.

Neyse biz konumuza girelim, başlık her ne kadar 19 Mayıs`tan söz edeceğimi düşündürtse de ben böyle yapmayacağım. Bu hafta sonu yani Pazar günü KPDS`ye gireceğim. Sizden bunun için dua istiyorum. Ayrıca bu sınavla ilgili de bir sorum olacak. Önceden sınav 100 sorudan oluşuyordu ve süre 150 dk idi, şimdi soru sayısı 80`e düştü ve süre 180 dk oldu, acaba ösym kaybettiği itibarını koruyabilmek için mi böyle bir taktik uygulamaya başladı, yoksa sorular o kadar zor ki, siz ancak bunu 180 dk`da yapabilirsiniz mesajı mı verilmek isteniyor?

Benim düşüncem ilkinden yana, her sınav da Ösym olay oluyor ve bu yüzden biraz süreyi uzatmışlar ve soru sayısını azaltmışlar, "hepsi geçse de bu sınavda laf olmasak bari" düşüncesindeler :)

Örnek soru şekillerini de vermişler bana oldukça kolay geldi, inşallah bu sınavda 80 üzerinden böyle 70 falan yapıp rotamız Turist Rehberliği Yükümüz PÜSKEVİT gemileriyle hareket ederiz :)))

Bir Bakış Binlerce Kelimeye Değerdir



16 Mayıs 2011 Pazartesi

Günaydın

Sadece GÜNAYDIN......

15 Mayıs 2011 Pazar

Yeni KPDS de dereceler böyle olsa

Arkadaşlar hepinize iyi geceler dilerim şu an da biraz uykum geldi bende başka bir şey yapıp yazı yazayım dedim, yoksa bir şeyler paylaşacağım dan değil yanlış anlaşılmasın  :) Gecenin bu yarısı da insanın aklına bir şey gelmiyor ki zaten bir ton ders çalışmam gerekiyor, bu sene de kpds yi değiştirdi mahallenin gobelleri... 100 sorudan 80 soruya düşmüş hadi bakalım derecelendirme nasıl olacaksa? İnşallah şu şekilde olur: 80-70 arası A, 70-60 arası B, 60-50 arası C, 40-50 arası D, 30-40 arası E, 20-30 arası F.

Yukarıda belirttiğim şekilde olursa bu sene herkes bu kpds den yırtar. Hükümetin oy politikası da olabilir, eğer öyleyse Akp`ye oyumu veririm :) Kömür de istemiyorum sadece kpds den bir C derecesi fazlasını istiyorsam namerdim... :)

Ne uzatıyorumki yine hadi iyi geceler uykumda açılmışken, "DURMAK YOK YOLA DEVAM" ;)

10 Mayıs 2011 Salı

Şah ve Sultan - İskender PALA

Sizlere tavsiye kitabımdır, ben şu an 128. sayfasındayım ama kitabı bırakmak için kendimi zorladım, çünkü o kadar sürükleyici ve heyecanlı bir kitapki... Belki de benim tarihe olan ilgimden dolayı bana bu kadar çekici geldi.   Her ne olursa olsun okumanız gereken bir kitap.

Bu arada dün Erdal DEMİRKIRAN`ın aylarca beklenen o kitabının çıktığından haberdar oldum ve hemen gittim aldım. Kitaptan sadece bir-iki satır okudum ve yine anladımki Erdal Abi kendini bir kez daha aşmış. Sizlere bir kitap tavsiyemde bu kitap, yani "Azrailin Secde Ettiği Adam".

Kitaplara gereken ilgiyi gösterin arkadaşlar, sakın şöyle düşünmeyin: "kitap zaten bu kadar ilgi hakediyor, bende onu gösteriyorum" olmaz böyle bir şey; kitaba herkes aynı ölçüde özen göstermeli, kimse kişisel olarak bu konuyu değerlendirmemeli.

Sözlerimi en başta söylemem gereken o kelimeyle bitiriyorum, GÜNAYDIIIINNNNNNNNNN! :)

8 Mayıs 2011 Pazar

Kitap Yazmayı Düşünüyorum

Bu sıralar kitap yazmayı düşünüyorum, gezip gördüğüm yerleri anlatmak baabında ama farklı bir şey olmalı aynı şeyleri anlatacak mutlaka ama bunu öyle farklı anlatmalı ki insanlar hemen hepsini öğrenmeli ve unutmamalı.

Hemen her işimde böyleyimdir zaten, bir şey yapacaksam mükemmel olmalı... Bazen de kişiye karşı bir iş yapıyorsam, bu herhangi bir müşteri olabilir, onların hakettiği kalitede iş yaparım. İşte o zaman mükemmeliyetçiliğimi bırakıp o insanın seviyesinde bir iş sunarım. Çünkü bazı insanlar kendileri gibi basitlikleri çok severler.

Konu ne ile başladı nereye geldi. Kitabın yazılış üslubunu buldum, ama burada paylaşmayacağım, malum devir korsan devri, özgün bir üslubu bayağılaştırmanın manası yok.

Sağlıcakla kalın mutlu ve umutlu pazarlar, her ne kadar pazar bitmeye yakın olsa da...

"Anneler, Gününüz Kutlu Olsun!"

Dünyaya geldim diye ağlama çocuk.Bütün meleklerden daha merhametli olan annelerimizin anneler gününü kutla.

Web Hayatımın İçine Sıçtılar

Arkadaş bir blogumuz vardı yazıyorduk ne güzel, günlük 500 kadar da ziyaretçim vardı ama artık etki alanlı blogları kimler yasakladıysa lanet olsun onlara, içine sıçtılar bu zevkin.Yani anindayorum.com adlı sitem yine başa döndü anindayorum.blogspot.com`a. Hiç bir zaman ilerleyemedim şu internet hayatında milletin internetten haberi yokken ben web sitesi yapıyordum ama şimdi herkesin her boktan haberi var ama ben yaptığım projelerin hep kısıtlanmasıyla yerimde saydım. Neyse uzatmaya gerek yok yeni bir projeyle karşınıza öyle bir çıkacağımki dibiniz düşecek!

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More