Ben aklıma geldikçe; Google amcamdan tasarım görsellerini incelerim, bakalım yeni hangi tasarımlar çıkmış diye... Sizler için bazılarını seçtim. Ben görseller arasında kayboldum. İnşallah sizlerde benim gibi hayranlıkla bakarsınız!...


Bildiğiniz üzere Sertap Erener`in 1. liğinden beri bizde bir Eurovision aşkı başladı, elimizden gelse Ankaralı Namık`ı yarışmaya göndereceğiz ama yok dinlemiyor bizi TRT, halbuki elektrik faturalarında o kadar da TRT payı ödüyoruz. Neyse konumuz o değil, konumuz Can Bonomo. Bu şahsı daha düne kadar duyduysam en adiyim, kimmiş la bu dedim.
Teknosa ile yapacağınız alışverişlerde anindayorum.com ismini vererek %50 ye varan indirimlerden faydalanacaksınız. Teknosa ile yaptığımız anlaşmalar doğrultusunda sizlere bilgiler satış temsilcileri tarafından verilecektir.
Bunu artırmak için gerçek profilinizle çok fazla uğraşmanız gerekir. Çünkü gerçekler o kadar çekici değildir. İnsanlar yalanı severler. Yani demek istediğim Sahte bir profil oluşturmak. Bu profilin cinsiyeti BAYAN olursa çok daha çabuk başarıya ulaşılır. Bunu daha önceki yazılarımızda Liseli Kız, Kız Msn Adresleri gibi yazılarımdan biliyorum. Acayip hit yapmıştı, ki hala ziyaretçi çekmektedir. Read more: http://www.anindayorum.com/#ixzz1gyNvpbH1


Dördüncü albüm 1986 tarihli Lifes Rich Pageant ise Stipe'ın vokalinin geliştiği ve daha öne çıktığı bir albümdü. Albüm ile R.E.M. ilk altın plağını aldı ve bundan önceki albümlerinin de satışını arttırdı.


İş hayatında ne yaparsak yapalım, ya da daha geniş bakacak olursak, hayatımızda ne yapacaksak yapalım, hep başarılı olmaya çalışırız. Başarı çoğu kişinin hayatında, para ya da verilecek ödüllerden daha değerlidir. Peki başarılı olmanın yolları var mıdır? Hatta bunu beş maddeye indirip, bunları uygularsanız başarılı olabilirsiniz, diyebilir miyiz? Cevap kesinlikle “hayır”dır.Eğer, böyle basit yollar olsaydı herkes başarılı olurdu. Ama herkes başarılı olamıyor. Emin olun, bunu sağlayacak bir kitap da henüz yazılmadı. Yazıldığı iddia ediliyorsa da doğruluğundan şüphe etmek gerekiyor. Yani insanı 5 dakida başarılı yapacak bir formül yok.
Bunun en büyük nedeni, insanların kişilik olarak farklı olması ve kendilerine ait bir karakter yapılarının olması. Doğal olarak bu da farklılığı getiriyor. Hepsine bir başarılı kuralı verip, hepsinin başarılı olmasını sağlamak imkansız.
Başarı kişinin yapısına göre değişecektir. Şu soruyu sormak gerekiyor. Ben nasıl başarılı olurum? Bu sorunun cevabı ise soruyu soranda yatıyor. Nasıl başarılı olacağını sadece kişinin kendisi bilebelir. Resim yapmaktan çok hoşlanan ve çok güzel çizimleri olan bir ilk okul öğrencisi düşünün. Bu çocuk liseye geçtiğinde matematiği ve fiziği hiç sevmeyebilir ve okulda başarısız bir öğrenci olabilir. Bu durumda, bu çocuğu tembel ve zeki değil diye suçlamak mı lazım?
Seçenek 1: Evet suçlayın, düz liseye gönderin ve başarısız olup üniversiteye bile gidemesin. Yaşamını da başarısız bir birey olarak geçirsin. Toplum onu hep başarısız olarak görsün ve silik bir birey olarak hayatını tüketsin.
Seçenek 2: Bir öğretmeni çocuğun mükemmel çizim yeteneğini fark etsin ve ailesini etkileyerek onu sanat lisesine göndersin. Çocuk oradan üniversiteye gitsin, güzel sanatlar okuyup, ülkenin en uçuk ve ünlü tasarımcısı olsun. Toplum onu bir idol olarak görsün. Tasarımlarıyla binlerce insanı etkilesin.
Demek ki başarılı olmak için doğru zamanda doğru hamleyi yapıp, doğru yerde olmak gerekiyor. Belki de şu anda kendini başarısız sanan bir sürü insan aslında çok çok başarılı olabilirler. Başarı yolunu kaybeden insanlar, onu nasıl yeniden bulabilir?
Eğitimlerde hep söylerim. “Çok çabuk pes ediyoruz. Çok çabuk vaz geçiyoruz” Hiç mücadele etmiyoruz. Zekiyiz ama tembeliz. Savaşkan değil, edilgeniz. Mükemmel fikirlerimiz var ama bu fikirleri anlatacak kadar özgüvenimiz yok. Bu fikirleri gerçekleştirecek yüreğimiz yok. Birileri başarmaya çalıştığında da onu engellemeyi, olmaz demeyi seviyoruz. Oluru değil, olmazı önemsiyoruz.
Zaman öldürmekte ustayız. Zamanı kullanmakta ise çok acemiyiz. Bakıyorsunuz, zaman akıp gidiyor, istedikleriniz olmamış, hayat akıp gitmiş, başarısız olmuşsunuz. Hiç birşey yapmadan öylece suyun akışına kapılmış giden binlerce insan var etrafımızda. Başarmaktan vaz geçmiş, yapabileceği hiç bir şey olmadığını sanan insanlar. Gerçekten acı bir tablo!
Bir kural varsa, o da şudur. “Başarı için, denemekten asla vazgeçmeyin.” Gerçekten kendinize inanıyorsanız, başarabilirsiniz. Yaptığınız işe ve yeteneğinize inanıyorsanız, eninde sonunda başaracaksınız. 4. de değil, belki de 10. denemenizde gelecek bu başarı. Burada başarısız denemeleri göze almak gerekiyor, yılmamak, çökmemek, usanmamak gerekiyor. Beş yere iş başvurusu yaptıktan sonra tüm ümidini kaybetmektense, beş iş yerine daha başvurmayı göze alıp, başarıyı yakalamak daha kolay olabilir ve hayatınızın geri kalan kısmı bir anda değişebilir. Çevreniz, başarınızda/başarısızlığınızda yönlendirmeleriyle üzerinizde ciddi etkiler oluşturabiliyor. Ama asıl güç sizde yani içinizde.
Başarı dışımızdaki kafes tarafından sınırlandığı kadar, kafamızın içindeki kafes tarafından da sınırlanıyor.
“Bir kuşu kafesten çıkarmak, çoğu kez, kafesi kuşun kafasından çıkarmaktan daha kolaydır”
Kafadaki kafeslerden, kendi kendinize koyduğunuz “yapamazsın” sınırlarından kurtulmak, başarıya giden yolda ilk adım olabilir. Dıştaki engellerden önce, içinizdeki engelleri aşmalısınız. İçinizdeki kafesten kurtulursanız dışınızdaki engelleri aşmanız daha kolay olacaktır. Gerisi, hayatınıza yön verebilme gücünüze ve cesaretinize kalmış.
Sual: Peygamber efendimizin, eshab-ı kiramdan Ebu Ümâme hazretlerine, dertten ve borçtan kurtulması için öğrettiği dua nasıldır?
CEVAP
Eshab-ı kiramdan, Ebu Said Hudri hazretleri anlatıyor:
Resulullah efendimiz, bir gün mescide girdi ve Ensar’dan Ebu Ümâme’ye rastladı ve kendisine, (Yâ Ebâ Ümâme! Ne diye, namaz vaktinin dışında seni mescitte oturur halde görüyorum?) diye sordu. Ebu Ümâme, (Beni saran dertler ve borçlar yüzünden yâ Resulallah) dedi. Resulullah, (Sana bir dua öğreteyim, bunu okuduğun zaman, Allah derdine devâ verir, borcunu ödettirir. Sabah ve akşam bu duayı oku) buyurdu.
Dua şöyledir:
(Allahümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl ve eûzü bike men galebetid-deyni ve kahrir-ricâl.)
[Yâ Rabbi, kederden, dertten, âcizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, borcumu ödeyememekten ve insanların kahrından sana sığınırım!]
Ebu Ümâme hazretleri buyurdu ki:
(Bunu okudum, Allahü teâlâ, derdimi giderdi, borcumu da ödetti.) [Ebu Davud]
Her derdin çaresi vardır
Sual: Bazen sıkılıyoruz, başımıza bir bela geliyor veya bir şeyden korkuyoruz, borcumuzu ödeyemiyoruz. Bunlardan kurtulmak için okunacak bir dua var mıdır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Her derdin çaresi vardır. Allahü teâlâ çaresiz dert yaratmamıştır.
Yaşamak ve mal sahibi olabilmek gibi dünya nimetlerinin hepsi için sebepler yaratmıştır. Sebebine yapışmayan bu nimetlerden elbette mahrum kalır. Ahiret nimetlerine kavuşmak da böyledir. Mesela tembelliğin ilacı namaz kılmaktır. İnsan maruz kaldığı şeylere karşı gafil olmayıp çaresine bakmalıdır.
Birkaç örnek verelim:
1- Bir belaya maruz kalan, neden Yunus aleyhisselamın okuduğu (Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn) duasını okumaz ki?
Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birinize dert ve bela gelince, Yunus Peygamberin duasını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır.) [Tirmizi]
("Lâ ilahe illâ ente, sübhaneke inni küntü minezzalimin" diyen, uğradığı beladan kurtulur.) [İ. Sünni]
(Bir hasta, kırk defa "Lâ ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin" okursa, şehit olarak vefat eder. Şifa bulursa, günahları affolur.) [Necat-ül-musalli]
2- Bir şeyden korkup sıkılan kimse niçin (Hasbiyallahü ve ni'mel vekîl) demez ki?
Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hasbiyallahü ve ni'mel vekil sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemi]
(Sıkıntıdan kurtulmak için "Hasbiyallahü ve ni'mel vekil" okuyun!) [İ. Merdeveyhi]
(Sabah akşam yedi kere, "Hasbiyallahü la ilahe illahü aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azim" okuyan, dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulur.) [İbni Sünni]
İmam-ı Rabbani hazretleri korkulu zamanlarda, (Lâ havle velâ kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.
3- Borcu olan niçin çok istiğfar etmez ki?
Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, her sıkıntıdan, üzüntüden, dertten, geçim darlığından kurtarır, ferahlığa çıkarır ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai, İbni Mace]
(Eve girerken "İhlâs" suresini okuyan, fakirlik görmez.) [T.Kurtubi]
(Her gece Vâkıa suresini okuyan fakirlik görmez.) [İbni Asakir]
(Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere "Lâ havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.) [Şir'a]
Borçtan kurtulmak için (Allahümme ekfini bihelâlike an haramike ve agninî bi fadlike ammen sivâke) duasını okumalıdır. (Mektubat-ı Rabbani)
Fakirlikten kurtulmak için (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm) kelime-i temcidi çok okumalıdır. (Tergib-üs salât)
İstiğfarı çok okumalı
İstiğfar, insanı her murada kavuşturur. Tevbe etmeli, istiğfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstiğfar okuyun; imdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)
İstiğfar edileceği zaman yüz defa (Estağfirullah min külli ma kerihallah, Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli.
Manası şöyledir:
(Razı olmadığın şeylerden yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru. Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allah’a istiğfar eder ve günahlarıma pişman olup Ona sığınırım.) Dua ile ilgili bu yazıyı www.ilahi.org `tan aldım.
