30 Eylül 2011 Cuma

BU RESİMLERİN İÇİNDE KAYBOLABİLİRİM...

   Değişik fikirlere; her zaman açık olmuşumdur ve değişiklikleri, yenilikleri severim. Hele ki söz konusu olan değişiklik herkeste yoksa ve sadece size özel bir tasarım veya bir olgu ise, yeri bambaşkadır. Ama bunlar size özgü olmalı, sadece sizde bulunmalı, göze hitap etmeli, görenleri kendine hayran bırakmalı!...
   Ben aklıma geldikçe; Google amcamdan tasarım görsellerini incelerim, bakalım yeni hangi tasarımlar çıkmış diye... Sizler için bazılarını seçtim. Ben görseller arasında kayboldum. İnşallah sizlerde benim gibi hayranlıkla bakarsınız!...



29 Eylül 2011 Perşembe

Akciğerli Balık

Bu balık ingilizce okuma parçasında çıktı karşıma, kendileri akciğere sahip olan ve Afrika`da yaşayan bir balık türü. Bu balık yaz geldiğinde oradaki gölcükler kuruduğu için kendisini toprağın içine gömüyormuş ve orada yağmur yağana kadar komaya giriyormuş. Yağmur yağınca ortaya çıkıyor. İşte bu balığın ortaya çıkışıyla ilgili belgesel, belgeselin sonu daha önemli bence.


28 Eylül 2011 Çarşamba

Sadece Türkler'in yaptığı davranışlar..(Mutlaka birine bende yaptım diyeceksiniz:)

HER TÜRKÜN EVİNİN BUZDOLABINDA YUMURTALIK BÖLÜMÜNDE MUTLAKA YARIM LİMON VARDIR . KURUMUŞTUR BÖYLE.. BİLİYORUM SİZDEDE VAR..

1-)Dizilerdeki oyuncularla sohbet etme . " Gitme oraya gitme öleceksin" ve benzerleri.

2-)Yolda yuruyen arkadasinin ustune araba surmek

3-)Yemek sonrası, ıslak mendille eli silip, boşa gitmesin diye aynı mendille masayı ve ardından ayakkabıları silmek

4-)Misafirle otururken yapamadığı muhabbeti giderken kapı önünde yapmak

5-) Çorabının kirli olup olmadığını koklayarak anlamak..

6-)Bulmacalarda adam kadın farketmeden herkese sakal bıyık çizmek

7-)Misafirliğe gelen çocuğa ''Sen burda kal da bizim oğlumuz ol'' demek

8-)Şampuan bittiği zaman çoğaltmak için içine su dökmek

9-)Kafasına kuş şey ettiğinde ,gidip sanş oyunları oynamak.

10-)İçeri girdiğin de "geldin mi?" sorusuyla karşı karşıya kalmak

11-)Otobüste yaşlılara yer vermemek için uyuyor numarası yapmak

12-)Aynı denizin içinde hem yüzebilen, hem işeyebilen, hem sevişebilen, hem de balık tutup yiyebilen tek canlı

13-)Evde ailece izlenen film de öpüşme sahnesi çıktığında sessizlik hakim olur..

14-)Göremiyeceği halde geçen ambulansın içine bakmaya çalışmak.

15-)Dürümün son lokmasıyla ayranın son yudumunu denk getirmek.

27 Eylül 2011 Salı

Annen Evde mi?

Bu sıraların hit klibi ve şarkısı. İlahiden bozma bir şarkı yapmış gençler, ne yalan söyleyeyim hoşuma gitti. Sizlerle de paylaşıyorum kıymetimi bilin. Bende geçenlerde Hayrettin`de gördüm biraz internet dünyasından uzağım bildiğiniz üzere.




Bu Hayrettin versiyonu




Bu da Hayrettin`den Ece Gürsel`e "Ece Evde mi?"

26 Eylül 2011 Pazartesi

YİNE ARPACIK

   Yıllar önce iki gözümün içinde beliren ve 3 sene hareketsiz zamanını bekleyen beyaz bir nokta vardı. Bunlar zamanını o kadar sakin geçirdiler ki onlara alışmıştım artık. Ara sıra sadece kaşıntı yapardı ve bazende yorgun olduğum zamanlarda batma.
   Bir gün; sabah uyandığımda sol gözümde bir ağrı ve ağırlıkla uyandım. İlk işim tabi ki aynaya bakmak oldu. Aynaya baktığımda sol gözüm hafif kısılmış, göz kapağım şişmişti fazla olmamak kaydıyla. Bir pazar günüydü iyi hatırlıyorum, akşama kadar o az olan şişik, o kadar büyüdü ki, sol gözüm neredeyse kapanma derecesine geldi. Pazartesi ilk işim, çalışmakta olduğum iş yerinden izin alıp doktora gitmek olmuştu. Nereden gittim, gitmez olaydım! Bu tepkime şaşırabilirsiniz ama birazdan anlatacaklarımdan dolayı bana hak vereceksiniz diye umut ediyorum.

Ösym Y...mı YE

Bildiğiniz üzere yeni taşındık, ancak yerleşme falan işleriyle uğraşırken ancak anindayorum`a bir şeyler yazma fırsatı bulabildim. Şu anda yeni çarşıdan eve gelmiş bulunmakla birlikte, sinirliyimde.. Çarşıya Kpds ücreti yatırmak için gittim Ziraat Bankası`ndan bir sıra almışımki akıllara zarar benim önümde tam 455 kişi var. Neyse siktir et bu bankayı Halk Bankası`da alıyor dedim oraya gittim önümde 100 kişi var neyse başladık beklemeye sıra geldi 1 saatten ve parayı yatırdım eve geldim.

Paramızı yatırdık, dekontumuzu aldık, her şey tamam görünürde. Sınava başvurmak için girdim Ösym`nin Aday İşlemleri Sistemi`ne, Allah`tan şifremizi falan unutmuyoruzda bu Sınav merkezlerine gidip rezil olmuyoruz diye düşünürken, Bireysel Başvuru alanına tıkladım ve karşıma ne çıksa beğenirsiniz: "Bu sınava internet üzerinden başvuramazsınız" diye bir uyarı. Hay senin ananı avradını ÖSYM....

Ulan adiler böyle bir şey var madem, niye başvuru sırasında izlenecek yollar diye karşımıza iki seçenek sunup kendi söylediklerinizle çelişiyorsunuz, daha 1 sene olmadı ben buradan işlem yaptım niye götlük yapıyorsunuz. Allah belanızı versin. Sizi hala sistem içerisinde tutanlarında...

Bu şarkı hiç eksik olmasın dillerimizden:

25 Eylül 2011 Pazar

Şu İlerdeki Tır Sana Gitsin Hayrettin

23 Eylül 2011 Cuma

R.E.M Grubu Dağılmış

   Bundan kaç sene öncedir tam kestiremiyorum ama sanırım ben daha 15 -16'lı yaşlarımdı R.E.M ile tanışalı. R.E.M.'ni losing my religion şarkısıyla, yabancı müzik dinlemeye başladım. 
Yani benim için bir tarihtir. Altta başka bir siteden alıntı yaptığım haberi yayınlıyorum üzülerek.
Tek temennim haberin doğru olmaması...


R.E.M grubu dağıldıklarını açıkladı
R.E.M. 1980'da ABD'de kurulan bir alternatif rock grubudur. Grup Michael Stipe, Peter Buck ve Mike Mills'ten oluşmaktadır.
İlk albümler 1981 yazında ilk single "Radio Free Europe" yayınlandı. Şarkı birden bire tüm üniversite radyolarında çalınmaya başlandı.
1984 tarihli yeni albüm Reckoning yine güzel eleştiriler topladı.
1985'te çıkan Fables of the Reconstruction diğer R.E.M. albümlerinden çok farklıydı. Stüdyo aşamaları zor geçmişti ve grup dağılma tehlikesi atlatmıştı. Karışık eleştiriler topladı.
R.E.M Grubu DağıldıDördüncü albüm 1986 tarihli Lifes Rich Pageant ise Stipe'ın vokalinin geliştiği ve daha öne çıktığı bir albümdü. Albüm ile R.E.M. ilk altın plağını aldı ve bundan önceki albümlerinin de satışını arttırdı.
1987'de 5. albüm Document yayınlandı. Albüm o ana kadarki en büyük R.E.M. albümü olmuştu. Rolling Stone grubu, Amerika'nın en iyi rock 'n roll grubu olarak tanımlıyordu.

22 Eylül 2011 Perşembe

Panik Atak ve Ben...




  Tam 7 yıldır, kesintisiz Panik Atak hastasıyım. Yalnız beni bildiğimiz Panik Atak hastalarından ayıran bir nokta, doktorum bir bakıma kendim olmam. Panik Atak nedir? biliyorum ve kendi kendime ürettiğim çareler bu hastalıktan kurtulmamı sağlamasa da kontrol altına başardım. Nasıl mı?
   Doğru nefes alıp vermek (diyafram kullanımı), temiz hava, stres anında tempolu şarkı dinlemek ve yada meşguliyeti başka noktalara çekmek. Ben bu yöntem ile ataklarımı en aza indirmeyi başardım ve bu hastalık için ilaç kullanımını 5 yıldır bıraktım. Çünkü ilaçların beynimi uyuşturduğunu ve benim beynime ihtiyacım olduğunu düşünüyorum. Hadi bir bakalım Panik Atak nedir? 

21 Eylül 2011 Çarşamba

Kırmızı Başlıklı Kızın Dombiş Hikayesi

20 Eylül 2011 Salı

Sarı Lacivert Diş Teli

6. sınıftan 8. sınıfa kadar tellerim vardı benim. Bu tellerin çok faydasını gördüm. Özellikle öğretmenlerin gözüne girip sözlü notumu yükseltme konusunda :)

Efendim normal bi çocuğun matematiği, fiziği bilmem nesi kötü olur beden eğitimi dersi hep 5 olur ya. Hah işte bu durum bende tam tersiydi. Çocukluğumda değil koşmak merdivenlerden bile tıkanarak yavaş yavaş çıktığımdan olsa gerek (ah şu astım yok mu) beden eğitimi dersi beni çok korkuturdu. Jimnastikte bir numaraydım ama topla oynanan oyunlara gelince havam fısssdiye sönerdi. Sonra egomu tatmin etmek için ponpon kızlık yaptım o ayrı mesele :)

Neyse bigün voleyboldan not alcaz(8.sınıftayken) Ama bütün aksilikler beni buldu. Saha ıslak, top çamur olmuş elimden kayıp duruyo, güneş tam gözüme giriyo derken çok afedersiniz dıııt gibi oynadım (dııt yazan yere gelmesi gereken uygun sözcüğü bulunuz) Öğretmenin arkasında durup yazdığı notları görmeye çalışan casusumuzun söylediğine göre 40 almışım.

Kafam attı tabi benim. Uyduruk bi ders yüzünden ortalamam düşcek oks puanımı etkiliycek olmaz böyle bişey! Bi yolunu bulmam lazım şu lanet notu yükseltmenin...

Ertesi gün diş randevum vardı. Bedenci de koyu fenerliydi. Tuttum diş tellerimi sarı lacivert yaptırdım. Evet yaptım bunu çünkü ben okul birincisiydim ve öyle kalmalıydım. Saçma sapan bi ders yüzünden ortalamamı düşüremezdim.

Planım işe yaradı. Bedenci benimle iftihar etti, bütün öğretmenlere tellerimi gösterdi. Ve bedenim 5 düştü 

Merak konusu

Son günlerde iş için 50 km yol gitmemiz gerekiyo ve  hergün yolda elektrik direkleri gözüme çarpıyo aslında merak konusu elektrik diregi degil yüksek gelirim telindeki o yuvarlak topa  benzer  şey.  acaba o nedir ne işe yarıyor  bu işi en iyi elektrikci bilir düşüncesiyle  etrafımdaki butun  olmasada  yarısına sordum öyle cevaplar aldımkı aslında bir boktan anlamıyorlar :D
Bir arkadasa sordum  ne dese begenirsiniz
-abi onlar teli gerilmesin diye koymuşlar demezmi 
- yok ebenin seyi  olm malmısn alltakiler de top yok onlar daha çok gerilmiş dedim  sen ne anlarsın dedi :D

-Onlar ucak çarpmasın diye koyuyorlar
- hastir lan ucak  koca diregi görmuyo o topumu görecek....

- Elektrik akımını orda topluyo  elektirik düzenli gidiyor  dedi biri   bir cvp veremedim
ama hala ögrenemedim ne boka yarıyo ne için koymuşlar :D

bana sorulacak olursa otobuste yolculuk yapan cocuklar anne bak rüstü abinin vurdugu top tele şıkışmış (=

18 Eylül 2011 Pazar

Albert Einstein ( 14.03.1879) Biyografisi


14 Mart 1879’da Almanya’nın Ulm kentinde doğan Albert Einstein, 1896’da Zürich Politeknik
Enstitüsü’ne girdi. 1909’da profesör olan Einstein, önce Zürich’te sonra da Prag’da çalıştı. 1913’te Almanya’da Berlin Kaiser Wilhelm Enstitüsü Direktörlüğü’nü yaptı. 1922’de Nobel Ödülü aldı. 1933’e kadar Berlin’de yaşayan Einstein, Nazilere karşı tavır aldığı için Almanya’dan ayrılmak zorunda kaldı. Fransa, Belçika, İngiltere ve son olarak da ABD’de yaşadı.

Albert Einstein’in fizik alanında bilime yaptığı katkılar hiç kuşkusuz 20. yüzyılın en büyük katkılarıdır. 1905’te yayınladığı dört önemli çalışması; Rölativite Teorisi, Kütle-Enerji Eşitliği (E=mxc'2), Brownsal Devinmenin Açıklanması ve Işığın Foton Teorisi, Einstein’i fizik biliminin yaşayan en önemli otoritesi durumuna getirdi. Fakat onun bilime en önemli katkısı 1916’da açıkladığı “Genel Rölativite” teorisidir. Fizik biliminin eski mekanik fiziği aşarak kuantum fiziği aşamasını yakalamasında en büyük pay sahibi olan Einstein, hayatının son yıllarını elektromanyetik ve çekim alanlarını birleştiren Birleşik Alanlar Teorisi’ni oluşturmak için harcadı. 

17 Eylül 2011 Cumartesi

YAHUDİ İŞKENCESİ


Milletlerarası Kızılhaç kuruluşunun 1969da İstanbulda yaptığı 21.konferansta Hebron, Jenin, Tulkarm ve Nablus kentlerindeki cezaevlerinde Filistinlilere Yahudilerin yaptığı işkenceler görüşüldü. Delilleri ortaya çıkarılarak ispatlanan işkence türleri şunlardır;

-Tutukluları, ayaklarına ağırlıklar bağlı olduğu halde, bilinçlerini yitirinceye dek askıda tutmak,
-Vücutta sigara söndürmek,
-Cinsel organlara sopa ile vurmak,
-Tutukluların üzerine köpek saldırtmak,
-Tutuklunun şakaklarına, ağzına, göğsüne ve hayalarına elektrik vermek.

Kudüsteki Hebrew Üniversitesinden Profesör İsrail Şanak 'Biz yahudilere göre yalnızca biz insanız, dolayısıyla Tevrat hükümlerinde işaret edildiği gibi Yahudi olmayanlar yalan söylediklerinde, yalnızca yahudilere inanılmalıdır. Bir yahudi kendisine Suriyelinin işkence yaptığını söylüyorsa, onun tanıklığı yeterlidir. Ama bir filistinli kendisine yahudinin işkence yaptığını söylerse ona inanmamalıdır, çünkü yahudi değildir.

Yahudilik ve Masonluk / Harun YAHYA

KARL MARX

Sosyalizmin kurucusu sayılan Karl Marx bir alman iktisatçı olup yahudi bir aileye mensuptur. Hayata öğretmenlikle atıldı, sonra gazeteciliğe geçti. Maddeci(materyalist) görüşlerini yaymaya başladı. Engels ile birlikte 1847de komünist beyannamesini yayınladı. Sermaye adlı eserinde düşüncelerini daha geniş ölçüde açıkladı.
...Bolşevik ihtilâli ile Rusyada Marxizm, yani komünist sosyalizmi uygulandı. Yalnız, insanın bütün beşeri haklarını, manevi değerlerini inkâra varan, eşitlik propagandasıyla bütün dünyaya hükmetmeye çalışan bu rejim, tarih boyunca insanlığı tehdit eden en büyük en korkunç tehlike haline gelmiştir. İnsan kitlelerini sürü gibi idare etmek için milyonlarca kişi öldürüldü, iktidar birkaç zalim diktatör arasında paylaşıldı. Bu bakımdan Marx, komünizmin kurucusu olarak, insanlığı felakete götüren, tarihte görülmemiş bir esarete sürükleyen adamdır.
Sosyalizm, Komünizm, Faşizm ve Şeriat Nedir? / Veyis ERSÖZ 1980

16 Eylül 2011 Cuma

ETKİYE TEPKİ...

   Genelde belirli iyiliklerde yada jestlerde hep bir beklenti içine gireriz. Sanki karşımızdaki insan da, bizim yaptığımız gibi, geri dönüşümünü, zamanı geldiğinde yapmalı. Hoşgörüye ne oldu, yada yardımseverliğe... Güvenimizi yitirdikçe, duygularımız sanki cımbız ile çekiliyor hale geldi! Ne gerçek anlamda ağlayabiliyor ve ne  gerçek anlamda vicdan azabı çekeliyor, ne de insanlara karşı şefkat besleyebiliyoruz! Öyle bir hale geldik ki maalesef artık, bize yapılan iyiliğin bile arkasından çıkabilecek negatif sonuçları hesap eder hale geldik.
   Biz toplum olarak ne iyilik yapabiliyoruz ne de yapılan iyiliği kabul edebiliyoruz!

15 Eylül 2011 Perşembe

Bugün Taşınıyoruz


Bu yazıyı bugün yazmadım. Bundan günler öncesinde yazdım. Taşınma tarihimiz belliydi bende o gün içerisinde, o karmaşada yazı yazamayacağımı düşünerek, sizlere daha önceden hazırladığım bu yazıyı armağan ediyorum.

Yozgat`tan gidiyoruz, herkese Hoşçakal diyerek. 1987 yılından beri bu memleketteydim. Sadece üniversite dönemim dışında tamamını burada geçirdiğim bir ömre sahip Yozgat. Peki bu kadar şeye sahipken bana ne verdi ki? İşte, sebepte bu; bir şey vermedi bende gidiyorum. İnsanın memleketinden ayrılması ister istemez bir burukluk yaşatıyor. Ben memleketimi severim ama insanlarını sevmem, belki oldum olası böyle Yozgat`lılar belki de sonradan çağa ayak uydurdukları için böyle oldular.

Okul hayatına başladığımda başlarda bir özlem vardı Yozgat`a karşı, sonra kalmadı okuduğum yer sanki benim memleketimdi, alışmıştım. Orada nasıl hayatta kalacağımı öğrenmiştim. Şimdi başka bir yere gidiyoruz ve ben yine orada nasıl hayatta kalabilirim diye kendime soracağım ve artık bildiğim o cevabı vereceğim: "alışarak" .

Sizlere bir veda yazısı hazırlamama gerek yok çünkü sizlerden ayrılmıyorum, memleketimden ayrılıyorum... Memleketim için de bir veda yazısına gerek yok, anlamaz etmez beni, cansız bir varlık işte neden bu kadar bağlanırki bazı insanlar..

Allah hayırlısını versin! Sizlerden de güzel dileklerinizi bekliyorum...

Yükümüz Püskevit, Rotamız Kuşadası :)

DAHA 27...

   Tam 17 yaşına girdim bundan 10 yıl önce. Sanki bana fi tarihi gibi geliyor :) Teoman'ın 'Daha 17' albümü bana doğum günümde hediye olarak gelmişti. O zamanlar cd filan yoktu tabi ki! Takoz gibi kasetler vardı. O yıldan beridir bu şarkıyı her doğum günümde dinlerim. Bana bir yıl daha yaşlandığımı, yaşadıklarımı, yaşayacaklarımı anlatır sanki bu şarkı... Daha 17 +10 :) nedir bu zaman kargaşası böyle?..

14 Eylül 2011 Çarşamba

Göbeksiz Erkek Balkonsuz Eve Benzer

Bilirsiniz balkonlu ev ne kadar hoştur, o balkonunda yapılan sohbetleriyle, içilen çaylarıyla.. Ancak ben göbekli bir erkeğin göbeğinden böyle bir hoşnut kalındığını görmedim. Siz gördünüz mü? Hiç sanmıyorum... Bakın bu animasyon sizlere göbekle ilgili çarpıcı gerçekleri gösterecek :)

13 Eylül 2011 Salı

Sevgilin Var Mı Sorusunun Üstü Kapalı Versiyonu

Benim babam kıskanç bi türk babası. Onun yanındayken erkek arkadaşım aradığında (annemden aldığım bilgilere göre) bütün gece uyuyamayan, kapının önünde adımın yazılı olduğu gülü bulunca kafayı yiyen, teee okuluma kadar gelip uzaktan uzağa o çocuğu araştıran,  yürüyüş yaparken karşımızdan yakışıklı gençler geliyorsa beni kenara çeken kıskanç bi türk babası işte.

Babam zaman içerisinde kendini geliştirdi. Hangi konuda mı? Sevgilim olup olmadığını anlama konusunda. Bu günde benzer bi olay yaşadık babişimle.

Ben telefonumu yenilemek istiyorum ve beraber internetten modellere bakıyoruz. Bu arada şunu eklemek istiyorum; sırf birkaç mesaj yüzünden eski telefonumdan vazgeçemiyordum. Yeni bi telefona geçmek benim için büyük bi adım ;)

Neyse konuya dönelim. Babam bana sevgilin var mı sorusunu üstü kapalı bi şekilde sordu yine;
-Bu aralar çok mesajlaşacak mısın? Rahat mesajlaşabileceğin bi model mi olsun?

Bende onun yüreğine su serpen açıklamayı yaptım;
- Yok yok mesajlaşmıcam, kamerası 8 megapiksel olsun ama

ALACAKARANLIK - ŞAFAK VAKTİ

   Bir gün; kitap okumayı sevdiğimi bilen bir arkadaşım, bana Alacakaranlık Kitabının 4'lü serisini getirdi. Aslında ben öyle yok vampirli, yok kurt adamlı filmler ve kitaplardan hiç haz etmem ama sonuçta hediye gelmiş, yüz çevirmek, dudak büzmek olmaz diye nezaketen hediyesini kabul ettim. Kitaplar bana geldiğinde film vizyona girmemişti sanırım yada yeni vizyona girmiş de olabilir tam hatırlayamıyorum.
     Merak edip bir göz ucuyla bakayım derken, bir baktım ki uykusuz kitap okuyarak 3 günümü geçirmişim... :) O kadar sardı ki kitap beni, neredeyse bütün serinin tamamını ezbere biliyorum dersem yalan olmaz. Bu arada tabi ki serinin film versiyonunu da es geçmedim çekilen 3 filmi de sanırım her birini 2 şer 3 er izledim. Sonunda merak ile beklediğim son kitabın filmi Şafak Vakti'nin ilk partının, gösterim tarihi belli olmuş ve fragmanları net ortamına düşmüş bile...
      İşte Şafak Vakti filmi fragmanları; iyi seyirler...

Vecihi Geliyooooorrrr

Bir kaç gün önce facebook`ta başka bir bölümünü görmüştüm bu filmin, yine Vecihi ile ilgiliydi. O gün paylaşamadım ancak şimdi paylaşıyorum. Vecihi`nin muhteşem sahnesini :)


12 Eylül 2011 Pazartesi

İŞKUR MESLEK EDİNDİRME KURSLARI

   

   Şu son yıllarda; hoşuma giden en iyi hizmetlerden birisi de İşkur bünyesinde başlatılan, mesleki eğitim kursları. Özel kurslar ile yapılan anlaşmalar ile, başarılı kursiyerler arasında istihdam sağlayan İşkur, hiç bir meslek dalında bilgisi olmayan, kişiler için önemli bir adım atmış oluyor. Kursa başladığınız günden itibaren, hem sigortanız ödenmeye başlıyor, hemde kursun devamındaki günler için günlük 15TL olmak üzere İşkur size maaş bağlıyor.Yani hem kursa giderken, birde üstüne maaş alıyorsunuz! Tabi bu kurslardan herhangi birine başladığınız zaman bir taahhütname  imzalamak zorundasınız, kurs bitiminde İşkur'un size sağladığı işte en az 3 ay çalışma zorunluluğu mevcut. Kursu bitirip İşkur'un sağladığı işe gitmezseniz, İşkur sizden belirli bir miktar tazminat alıyor..

Budur - Atiye


11 Eylül 2011 Pazar

BEDELLİ ASKERLİK

   Güncel haberlerde gözüme çarpan, bedelli askerlik için düşünülen, 200 bin kişinin yararlanacağı ve en az 35 yaş kademesi ile sınırlandırılan proje hayata geçer mi bilmem ama bildiğim bir şey var ki; madem bu kadar asker olmaktan korkuyorlar, madem bu kadar Türk milletine ve devletine değer vermiyorlar; bence hiç öyle üç ay kadar kısa süre için bile gelmesinler askere... Direk parayı bastırıp, işin içinden çıksınlar. Bizde böyle bizi benimsemeyen insanların tuttuğu nöbetin, hayrının olmadığını bilerek uykumuzu kaçırmayalım...

Dünyanızdan Çıkarsanız Yaşayamazsınız


Bu söz bana ait bir özdeyiş olarak tarihe geçecek inanıyorum. İnsan nasıl belirli malzemeleri almadan atmosfer dışında yaşayamazsa, aynı şekilde de kendi iç dünyasından tedbirsiz çıktığında yaşayamaz.

İnsan kendi iç dünyasının arada bir farkına varmalı ki, hayata tutunabilsin. Kendisini bırakıp tamamen dünyanın yorucu ve oyalayıcı saçmalıklarıyla ilgilenen insan kesinlikle çok yaşamaz. İnsan öncelikle kendisini keşfetmeli ve keşfettirmelidir. Dünya da bir çok başarıyı yakalamış insan kendi iç dünyalarında yolculuklar yapmış, oradan kesinlikle hiç kopmamıştır. Çünkü unutulmamalıdır, kendisinden kopan insan her şeyden kopmuş demektir.

Kendinizi dış dünyanın akıcılığına bırakmayın. Kendinizi dış dünyanın akıntısına bir set yapın, iç dünyanızın akıntısına da bir şişe yapın-içerisinde mektup taşıyanından- ki, hayatta kalabilesiniz.

Hayatta kalmaktır, dünya da önemli olan. Bunun içindir insanların savaşları, çekişmeleri...

Sonuç olarak; dünyanız sizindir, siz de onun...

10 Eylül 2011 Cumartesi

20 Tl`lik Kontörün 10 Tl`si VERGİ


Ben başka hiçbir ülkede böyle bir şey olduğunu sanmıyorum. Gidiyorum 20 Tl yükletiyorum telefonuma. Sonra bana bir mesaj geliyorki 1.1 tl gibi bir tutar telsiz vergisi olarak düşülecekmiş. Ulan bu da neyin nesi diyerek ayrıntılı bilgi alabileceğim numarayı aradım. Bana bahsediyor telesekreter: "%25 Özel İletişim Vergisi, %18 KDV" diye.

Bir hesap yaptım 9 TL ediyor toplam, bir de üzerine 1 TL telsiz vergisi 10 TL. Yani bu telsiz vergisi tamamen denge sağlamak için konulmuş bir vergi olsa gerek. "9 tl`de ne la, 1 tl`lik vergi uydurun hemen" 


Siz şimdi bu zamana kadar bundan haberdar mıydınız? Benim yeni haberim oldu. Bunu kaldırmak için elimden geleni yapacağım, siz de destek verirseniz sevinirim.

İletişim özgürlüğü vardı bizde değil mi? Hadi Özgür olalım, sayın Cep Özgür`lü.

9 Eylül 2011 Cuma

  
Bazı yaralar vardır; üzeri kabuk bağlamış. Çok sinirini bozar o kabuk.Koparmak istersin kuruduğunu sanarak. Dayanamayıp yırtarsın o kabuğu. Bu sefer eskisinden de kötü kanamaya başlar

ÇAĞIN TEKNOLOJİSİ IPHONE 5

   Ciddi anlamda gelişen teknoloji, beni öyle şaşırtıyor ki; kendi kendime soruyorum, '' bakalım daha neler göreceğiz'' diye...
   Öyle ki, zaman gerçekten teknoloji devri ve biz insanlık adına yapılan bu ürünlerin izinde, hangi yeniliklere imza atacağız?

Cami`de Hoşuma Gitmeyen Davranışlar


Camide insanların bazı davranışları hoşuma gitmiyor. Tepki vermiyorum, kırmıyorum kimseyi ancak hoşuma gitmiyor. Bunları buradan söyleyeyim ki, yapanlar varsa kendilerine çekidüzen versinler.

Camiye ilk giriş anından itibaren başlayayım:

1- Cami girişinde ayakkabılarını bırakanların amacı nedir çok merak ediyorum. Camiye gelen kişi sayısına yetecek kadar ayakkabılık yapılmış, neden girişe bırakıyorsunuz?

2-Saflarımızı oluşturmaya başlarken önümüzde ya da tam önümüzde demeyeyimde çaprazımızda bir yer açılır, yanımızdaki adam bizi iter öne geç diye. Neden kendin geçmiyorsun beni itip kakıyorsun kardeşim?

3-Cami içerisinde birçok yer varken neden dışarıda namaz kılıp insanları yanıltıyorsunuz? cami ağzına kadar dolu gibi...

4-Namazımızı kılarken bazılarımız neden önündekinin ayağının dibine kadar geliyor ve kafasını ezdiriyor ya da neden önümüzdeki şahıs kafamıza basana kadar geri geliyor?

5-Neden kimse hocanın tam arkasında namaza durmuyor, hocaya bir şey olurda namazı ben kıldırırım diye mi korkuyor?

6-Bazı insanlar camide özellikle telefonun sesini açık bırakıyorlar galiba, her gittiğimde mutlaka çalar. Bazıları da Cuma vaktini bile bile o insanı arar neden?

7-Güldü diye neden çocuklar camiden kovulur? Cami yaşlıların yeri mi?

8-Neden bazı camiler odalara ayırılır ve imam görülmeden namaz kılınır? O zaman evimize tesisatı çekelim imam bize radyodan kıldırsın...

9-Neden bazı insanlar, cami de kast sistemi olduğuna inanarak öne veya arkaya oturur?

Daha düşünsem aklıma bir çok şey gelir, lütfen bu davranışları yapmayın! Benim hoşuma gitmiyor, sizinde hoşunuza gittiğini sanmıyorum. Öyle düşünen varsa gelmesin...

8 Eylül 2011 Perşembe

İş Hayatında Başarılı Olmak

İş hayatında nasıl başarılı olunur gibi internette arama yapan arkadaşlarımız var. Bu arkadaşlarımız için ben biraz araştırma yaptım ve hoşuma giden bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Öncelikle bu yazıyı yazan arkadaşa teşekkür ediyorum.

İş hayatında ne yaparsak yapalım, ya da daha geniş bakacak olursak, hayatımızda ne yapacaksak yapalım, hep başarılı olmaya çalışırız. Başarı çoğu kişinin hayatında, para ya da verilecek ödüllerden daha değerlidir. Peki başarılı olmanın yolları var mıdır? Hatta bunu beş maddeye indirip, bunları uygularsanız başarılı olabilirsiniz, diyebilir miyiz? Cevap kesinlikle “hayır”dır.Eğer, böyle basit yollar olsaydı herkes başarılı olurdu. Ama herkes başarılı olamıyor. Emin olun, bunu sağlayacak bir kitap da henüz yazılmadı. Yazıldığı iddia ediliyorsa da doğruluğundan şüphe etmek gerekiyor. Yani insanı 5 dakida başarılı yapacak bir formül yok.

Bunun en büyük nedeni, insanların kişilik olarak farklı olması ve kendilerine ait bir karakter yapılarının olması. Doğal olarak bu da farklılığı getiriyor. Hepsine bir başarılı kuralı verip, hepsinin başarılı olmasını sağlamak imkansız.

Başarı kişinin yapısına göre değişecektir. Şu soruyu sormak gerekiyor. Ben nasıl başarılı olurum? Bu sorunun cevabı ise soruyu soranda yatıyor. Nasıl başarılı olacağını sadece kişinin kendisi bilebelir. Resim yapmaktan çok hoşlanan ve çok güzel çizimleri olan bir ilk okul öğrencisi düşünün. Bu çocuk liseye geçtiğinde matematiği ve fiziği hiç sevmeyebilir ve okulda başarısız bir öğrenci olabilir. Bu durumda, bu çocuğu tembel ve zeki değil diye suçlamak mı lazım?

Seçenek 1: Evet suçlayın, düz liseye gönderin ve başarısız olup üniversiteye bile gidemesin. Yaşamını da başarısız bir birey olarak geçirsin. Toplum onu hep başarısız olarak görsün ve silik bir birey olarak hayatını tüketsin.

Seçenek 2: Bir öğretmeni çocuğun mükemmel çizim yeteneğini fark etsin ve ailesini etkileyerek onu sanat lisesine göndersin. Çocuk oradan üniversiteye gitsin, güzel sanatlar okuyup, ülkenin en uçuk ve ünlü tasarımcısı olsun. Toplum onu bir idol olarak görsün. Tasarımlarıyla binlerce insanı etkilesin.

Demek ki başarılı olmak için doğru zamanda doğru hamleyi yapıp, doğru yerde olmak gerekiyor. Belki de şu anda kendini başarısız sanan bir sürü insan aslında çok çok başarılı olabilirler. Başarı yolunu kaybeden insanlar, onu nasıl yeniden bulabilir?

Eğitimlerde hep söylerim. “Çok çabuk pes ediyoruz. Çok çabuk vaz geçiyoruz” Hiç mücadele etmiyoruz. Zekiyiz ama tembeliz. Savaşkan değil, edilgeniz. Mükemmel fikirlerimiz var ama bu fikirleri anlatacak kadar özgüvenimiz yok. Bu fikirleri gerçekleştirecek yüreğimiz yok. Birileri başarmaya çalıştığında da onu engellemeyi, olmaz demeyi seviyoruz. Oluru değil, olmazı önemsiyoruz.

Zaman öldürmekte ustayız. Zamanı kullanmakta ise çok acemiyiz. Bakıyorsunuz, zaman akıp gidiyor, istedikleriniz olmamış, hayat akıp gitmiş, başarısız olmuşsunuz. Hiç birşey yapmadan öylece suyun akışına kapılmış giden binlerce insan var etrafımızda. Başarmaktan vaz geçmiş, yapabileceği hiç bir şey olmadığını sanan insanlar. Gerçekten acı bir tablo!

Bir kural varsa, o da şudur. “Başarı için, denemekten asla vazgeçmeyin.” Gerçekten kendinize inanıyorsanız, başarabilirsiniz. Yaptığınız işe ve yeteneğinize inanıyorsanız, eninde sonunda başaracaksınız. 4. de değil, belki de 10. denemenizde gelecek bu başarı. Burada başarısız denemeleri göze almak gerekiyor, yılmamak, çökmemek, usanmamak gerekiyor. Beş yere iş başvurusu yaptıktan sonra tüm ümidini kaybetmektense, beş iş yerine daha başvurmayı göze alıp, başarıyı yakalamak daha kolay olabilir ve hayatınızın geri kalan kısmı bir anda değişebilir. Çevreniz, başarınızda/başarısızlığınızda yönlendirmeleriyle üzerinizde ciddi etkiler oluşturabiliyor. Ama asıl güç sizde yani içinizde.

Başarı dışımızdaki kafes tarafından sınırlandığı kadar, kafamızın içindeki kafes tarafından da sınırlanıyor.

“Bir kuşu kafesten çıkarmak, çoğu kez, kafesi kuşun kafasından çıkarmaktan daha kolaydır”

Kafadaki kafeslerden, kendi kendinize koyduğunuz “yapamazsın” sınırlarından kurtulmak, başarıya giden yolda ilk adım olabilir. Dıştaki engellerden önce, içinizdeki engelleri aşmalısınız. İçinizdeki kafesten kurtulursanız dışınızdaki engelleri aşmanız daha kolay olacaktır. Gerisi, hayatınıza yön verebilme gücünüze ve cesaretinize kalmış.

Aslında uzatmaya gerek yok. Sözün özü: "Adam olun lan, çalışın!" :)

7 Eylül 2011 Çarşamba

Şifrenizi Kimseyle Paylaşmayın...

   Şu son günlerde sosyal paylaşım alanlarında, hesapların çalınma durumu çok fazla artmaya başladı. Aralarında bir mağdur var ki o da benim. Öyle ki hesabınızın çalınmasıyla, hesabınızda kayıtlı e-postanızı değiştiriyorlar ve hesabınızı alabilmenizi imkansızlaştırıyorlar. Facebook'ta bir ihtimal kurtarma şansınız mevcut ama Twitter'de e-postanız değiştirildi mi, işte vay halinize...
   Twitter hesabınızı eğer başka kötü amaçlı kişi ve sitelere kaptırdıysanız, tek çareniz Twitter yardım merkezine ingilizce durumunuzu anlatıp, yardım istemek olacak. Bir hafta içinde Twitter Yardım Merkezinden e-posta adresinize gelen bazı soruları cevaplamanız yeterli ve bu sayenizde hesabınıza kavuşabiliyorsunuz. Tabi bu süreçte sabırla beklemeniz gerekiyor. Sanmayın ki cevap gelmez! Twitter Yardım Ekibi; gelen bütün maillere

Zaytung.com`dan Haberiniz Var mıydı?


Sanırım büyük bir çoğunluğunuz bu siteyi biliyordur. Bilmiyorsanızda önemli değil. Çünkü bilmemek değil anindayorum`a girmemek ayıptır. Bu siteyi bundan yaklaşık 2 ay önce buldum.
-Nasıl buldum?
-Gayet iyi buldum, güzel site... :P

Geyik bir yana bu siteyi öyle internette bir şey ararken ya da bir tavsiye ile bulmadım, bir denk gelme ile yani tesadüfle buldum. Teyzemlere gitmiştik yeni evimizi almadan önce, onlarda bir bakayım anindayorum`a dedim. Tarayıcıyı açtımki bir de ne göreyim yer imlerinde Zaytung var, önce dedim bu nedir lan? Sonra bir tıkladım, ahh işte o an ben mi siteye tıkladım site mi bana anlayamadım... Siteye bir takıldım, acayip acayip öyle uydurma haberler varki, büyük yetenek böyle haber yapmak. Oradaki arkadaşları tebrik ediyorum. Takıldım kaldım, hepsini okuyasım geldi, ama okumadım tabikide...

Bir de o kadar hayranı varki sitenin, hayran kaldım bende. Bu kadar yalan dolan dolu bir içeriğe sahip siteye bu kadar hayranlık normal mi diye sordum kendi kendime. Gayet normaldi biz yalanı seviyorduk, bunu da espri ile yoğurunca ortaya müthiş bir şey çıkıyordu. Milyarlarca insanı peşinden sürükleyen yalancılar yok muydu, elbette vardı. O zaman sorun yok. Alan memnun satan memnun... Ben de memnun oldum bu siteden. Sizlere de tavsiye ederim.  http://www.zaytung.com/

6 Eylül 2011 Salı

Birlik Olmak Kötü Birşey mi?


Blogunuz var ama kimsenin haberi yok mu? Olabilir, kimsenin... Böyle daha iyi oluyor insanlar gizemli olan şeylere daha çok ilgi gösteriyor. Bir de insanlara benim sitem var girin destek olun diyorsun, onlar hemen büyük bir kıskançlıkla evet girerim deyip girmiyorlar. Sonra piskin piskin, seni başka zaman gördüklerinde, senin bir siten vardı ne oldu, adı neydi unuttum... Böyle bir davranış ne kadar itici değil mi ?

Keşke insanımız birbirine tutkun olsa, her zaman destek olsa... En yakın akrabalarımız bile böyle.

Bizim öyle ziyaretçi ihtiyacımız yok ziyaretçiyi her türlü çekeriz sitemize, bizim amacımız tanıdığımız toplulukla sürekli bir iletişim halinde olalım...

Borçtan Kurtulmak İçin Okunacak Dua

Az önce Atv`de Yahşi Cazibe`ye bakıyordum alttan bir reklam çıktı. BORÇ yazın bilmem kaça gönderin BORÇTAN KURTULMAK İÇİN DUA cebinize gelsin. 

İyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremedim. Çok farklı geldi bana onu söyleyeyim. Madem bu konu bir yazımıza konu oldu bari içeriği de verelim tam olsun. İşte borçtan kurtulmak için okunacak dua:

Sual: Peygamber efendimizin, eshab-ı kiramdan Ebu Ümâme hazretlerine, dertten ve borçtan kurtulması için öğrettiği dua nasıldır?
CEVAP
Eshab-ı kiramdan, Ebu Said Hudri hazretleri anlatıyor:

Resulullah efendimiz, bir gün mescide girdi ve Ensar’dan Ebu Ümâme’ye rastladı ve kendisine, (Yâ Ebâ Ümâme! Ne diye, namaz vaktinin dışında seni mescitte oturur halde görüyorum?) diye sordu. Ebu Ümâme, (Beni saran dertler ve borçlar yüzünden yâ Resulallah) dedi. Resulullah, (Sana bir dua öğreteyim, bunu okuduğun zaman, Allah derdine devâ verir, borcunu ödettirir. Sabah ve akşam bu duayı oku) buyurdu.

Dua şöyledir:
(Allahümme innî eûzü bike minel-hemmi vel-hazen ve eûzü bike minel-aczi vel-kesel ve eûzü bike minel-cübni vel-buhl ve eûzü bike men galebetid-deyni ve kahrir-ricâl.)

[Yâ Rabbi, kederden, dertten, âcizlikten, tembellikten, korkudan, cimrilikten, borcumu ödeyememekten ve insanların kahrından sana sığınırım!]

Ebu Ümâme hazretleri buyurdu ki:
(Bunu okudum, Allahü teâlâ, derdimi giderdi, borcumu da ödetti.) [Ebu Davud]


Her derdin çaresi vardır
Sual: Bazen sıkılıyoruz, başımıza bir bela geliyor veya bir şeyden korkuyoruz, borcumuzu ödeyemiyoruz. Bunlardan kurtulmak için okunacak bir dua var mıdır?
CEVAP
İslam âlimleri buyuruyor ki:
Her derdin çaresi vardır. Allahü teâlâ çaresiz dert yaratmamıştır.

Yaşamak ve mal sahibi olabilmek gibi dünya nimetlerinin hepsi için sebepler yaratmıştır. Sebebine yapışmayan bu nimetlerden elbette mahrum kalır. Ahiret nimetlerine kavuşmak da böyledir. Mesela tembelliğin ilacı namaz kılmaktır. İnsan maruz kaldığı şeylere karşı gafil olmayıp çaresine bakmalıdır.

Birkaç örnek verelim:

1- Bir belaya maruz kalan, neden Yunus aleyhisselamın okuduğu (Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü minezzâlimîn) duasını okumaz ki?

Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Birinize dert ve bela gelince, Yunus Peygamberin duasını okusun! Allahü teâlâ onu muhakkak kurtarır.) [Tirmizi]

("Lâ ilahe illâ ente, sübhaneke inni küntü minezzalimin" diyen, uğradığı beladan kurtulur.) [İ. Sünni]

(Bir hasta, kırk defa "Lâ ilahe illa ente sübhaneke inni küntü minezzâlimin" okursa, şehit olarak vefat eder. Şifa bulursa, günahları affolur.) [Necat-ül-musalli]


2- Bir şeyden korkup sıkılan kimse niçin (Hasbiyallahü ve ni'mel vekîl) demez ki?

Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hasbiyallahü ve ni'mel vekil sözü her korku için bir emniyettir.) [Deylemi]

(Sıkıntıdan kurtulmak için "Hasbiyallahü ve ni'mel vekil" okuyun!) [İ. Merdeveyhi]

(Sabah akşam yedi kere, "Hasbiyallahü la ilahe illahü aleyhi tevekkeltü ve hüve Rabb-ül arşil azim" okuyan, dünya ve ahiret sıkıntısından kurtulur.) [İbni Sünni]

İmam-ı Rabbani hazretleri korkulu zamanlarda, (Lâ havle velâ kuvvete illa billah-il-aliyyilazim) okunmasını emrederdi.


3- Borcu olan niçin çok istiğfar etmez ki?

Halbuki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(İstiğfara devam edeni, Allahü teâlâ, her sıkıntıdan, üzüntüden, dertten, geçim darlığından kurtarır, ferahlığa çıkarır ve ummadığı yerden rızıklandırır.) [Nesai, İbni Mace]

(Eve girerken "İhlâs" suresini okuyan, fakirlik görmez.) [T.Kurtubi]

(Her gece Vâkıa suresini okuyan fakirlik görmez.) [İbni Asakir]

(Sıkıntıya düşen veya borçlanan, bin kere "Lâ havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azim" derse, Allahü teâlâ işini kolaylaştırır.) [Şir'a]

Borçtan kurtulmak için (Allahümme ekfini bihelâlike an haramike ve agninî bi fadlike ammen sivâke) duasını okumalıdır. (Mektubat-ı Rabbani)

Fakirlikten kurtulmak için (Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm) kelime-i temcidi çok okumalıdır. (Tergib-üs salât)


İstiğfarı çok okumalı
İstiğfar, insanı her murada kavuşturur. Tevbe etmeli, istiğfarı çok okumalı. Bütün dertlere, sıkıntılara karşı faydalıdır. Allahü teâlâ, (İstiğfar okuyun; imdadınıza yetişirim) buyurdu. (Hud 52)

İstiğfar edileceği zaman yüz defa (Estağfirullah min külli ma kerihallah, Estağfirullah elazim ellezi la ilahe illa hüvel hayyel kayyume ve etubü ileyh) demeli ve manasını düşünerek söylemeli.

Manası şöyledir:
(Razı olmadığın şeylerden yaptıklarımı affet ve yapmadıklarımı yapmaktan koru. Kendisinden başka ilah bulunmayan hay, kayyum ve azim olan Allah’a istiğfar eder ve günahlarıma pişman olup Ona sığınırım.) Dua ile ilgili bu yazıyı 
 www.ilahi.org `tan aldım.

İlk Mesaj Heyecanı

Arkadaşım birisinden hoşlandı bende yardımsever biri olarak o çocuğun numarasını buldum. Çocuğa da durumu anlattım. Tamam, görüşecekler.

Eee tabi ilk mesajda arkadaş heycandan titremeye başladı.Üstelik telefonu yeni almış. T9 açıkmış -ki biz T9 kullanmayız mesajlarımızı alnımızın akıyla yazarız aynı zamanda da türkçeyi katlederiz- Kız mesaj atcak ama o heycanlandıkça biz telefonu elinden alıp 'dur ben yazayım' yarışına girdik ve o curcunada çocuğa giden mesajlar;

Se
sel
ses
sem

Böyle bişeyler oldu işte. Kız kafayı yedi resmen. Bize kızmaya başladı. Neymiş efendim çocuk onu kekeme sancakmış! Sanki kekemeler mesajları da kekeleyerek yazıyolar da :)

Kekelemek demişken birisi var benimle konuşurken heycandan kekeliyo. Çok şeker dimiiğ?  ;)

mp3 indirme programı

her 3 arkadaşımdan 1 tanesi kesin  hangi mp3 indirme programı kullandıgımı soruyor o yuzden sıkıntı geldı bende herkesle paylasıyım dedım arkadaslar  ben genelde youtube.com dan muzik linlerini alıp  http://flvto.com/ bu site aracılıgıyla  indiriyorum  herkese tavsiye ederim çok  kullanışlı ve güvenilir...

Gel de şimdi televizyon izle...

   Yaklaşık olarak, televizyonla olan bağımı koparalı 2 sene oldu neredeyse. Televizyon; ev halkının alışkanlık olarak günlük ihtiyacını giderdiği için, mecburen görüntü olarak bakmasam da, sesleri kulağım işitiyor. Ama şunu da es geçemeyeceğim, güzel bir film, akşam haberleri ve tartışma programı varsa izlemeden edemem. Daha doğrusu dinlemeden edemem. 
   Akşam haberlerinde sadece siyasi haberleri dinlerim, onun dışında ki haberlere ne göz ucuyla bakarım nede kulak kabartırım. Sebebi fazla etkisinde kalıp, kendimi ağlıyor iken bulmam yada beddua etmiş bir halde...
Ne garip insanlar var ortalıkta! Millet kavga ediyor, birbirini asıp, kesiyor... Trafik kazaları ayrıca sinir bozucu.    
   Yaw neden acaba, trafik kazası diyoruz biz bu olaylara... Kaza geliyorum demez ki! Kaza bilinçsiz olan olaylar için kullanılan bir tabir. Adam içki içip, araba kullanıyor, hatalı sollama, yanlış park vs... Şimdi gel sen bunlara kaza de bakalım diye bilirsen!

5 Eylül 2011 Pazartesi

nokia n96



İlk agzıma eden telefonlardan birtanesidir gecenlerde birinden hediye olarak aldım lakin telefon ingilizce türkcesi yok ararken ararken  hoplarken zıplarken buldum ugraşmalarım sonucu  yapamadım
kesin bu işte bir pislik var dedim
iki üç daha araştırdım yok millet türkce kodunu yazmış bununla yapacaksın diyo la bi anlatın ne yapacagız nasıl yapacagız. anlatan yok
sonunda "by Reis-i Eagles™" Diye bir kişi güzelce anlatmış sagolsun biraz ugraştırdı ama türkce yazılımı yükledim eger ihtiyacı olan olursa  burdan yükleyebilir...


Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More