Bundan haftalar ya da günler önce en küçük kardeşim araba diye tutturdu. Bu doğan-şahin bağımlılarından oluyor biraz kendisi. Şahin`e falan baktı temiz bir şey bulamadı. Gelen arabalar hoşumuza gitmedi. Neyse bu Şahin`i Doğan`ı bıraktı kuş serisinden Serçe`lere bakmaya başladı. E ne de olsa dönemin spor arabalarındandı SERÇE... Bir tane buldular, o arabanın sahibide Yozgatlıymış. Konuştular anlaştılar, dün de arabanın satışını almak için İzmir`e gittik.
Araba bu :)
Yola çıkmadan önce bizim diğer arabayla Otogar`ın önüne kadar gidelim dedik biraz uzak işte yürümenin hiç gereği yok diyerek... Arabamızı otogarın karşısındaki Tansaş`ın park yerine bıraktık, hem bedavaydı, hem güvenli :)
Arabayı oraya bırakmadan önce ışıklarda yeşilin yanmasını beklerken öyle bir esnedim, sonra ön çaprazımızdaki motorun üzerinde bir genç vardı baktım o da esniyor, sonra kavşağın sağ tarafındaki dolmuşun şöförü ve karşı da muhtemelen devriye arabasını bekleyen polis memuru.. Hepimiz ard arda esnemiştik, noluyo lan dedim o an. Esnemek bulaşıcıdır derlerdi de bu kadar mı bulaşıcıydı 50 metre öteye kadar :) Sabah 08:00 civarıydı ve herkes ayakta uyuyordu, noluyordu bizim bu millete?
Neyse boşverin arabayı bıraktık, otogara geçtik Metro`dan biletimizi aldık, eşek kadar 10 tl yazdıkları için onlardan aldık bir de en yakın zamanda onların hareket saati vardı 08:30. Yoksa Metro`yu sevmiyorum, muavinleri olsun, şöförleri olsun, şirketi olsun bence 5 para etmez. Bu önyargılar Yozgat Metro`sundan kalanlar. İğrenç bir hizmet anlayışları vardı sanki şehirlerarası otobüs değil köy dolmuşuydu. Ancak dün bindiğimiz otobüste hizmet güzeldi, yani normaldi.
İndik Bornova`da bize her yere servisimiz var dedikleri için orada indik. Ancak bu servisleri yakın bir yerde herkesi indiriyor hadi gidin diyordu. Yine bütün normalliğin içine etmişti Metro, adam gibi açıklama yapsalar hiç zorumuza gitmezdi...
Bunu geçelim, Basmane`de indik Çankaya`ya geçtik bizim arabayı satın alacağımız adamı belirli bir noktada, bir tıp merkezinin önünde bekledik. O da ne? Adam bizim Hih_webci`nin 1955 doğumlu ve top sakal bırakmış haliydi :) Neyse satışı falan 2. Noter`de gerçekleştirdik. Sonra benim açıköğretim bürolarından bir türlü bulamadığım Konaklama İşletmeciliği 3. sınıf kitaplarına sıra gelmişti. Onunda öncesinde Turist Rehberliği dil sınavına girecektim bakanlığın açtığı ve bunun için giriş belgesini almam gerekiyordu. İlk rotamız İl Kültür Turizm Müdürlüğü`ydü. Oraya uğradık. Görevli bize "siz posta yoluyla mı başvurmuştunuz?" diye sordu ve bende "evet" cevabını verdim. "O zaman sizin giriş belgeleriniz bizim diğer binamızda, yani arkeoloji ve etnografya müzelerinin olduğu yerde" tarif etmesini istedik o da bize bir harita verdi ve oranın tarifini harita üzerinde gösterdi, bunun yanı sıra sağolsun Aöf Büro`sunu da bize tarif etti ve çıktık yola.
27 Mayıs`meydanına geldiğimizde bir gösteri vardı, göstericilerin hepsi de kadındı. Tamam bunlar şiddete karşı eylem yapıyorlar diye düşündüm, çünkü billboardlarda BUGÜN 25 KASIM 3 KADIN ÖLDÜ diye ilanları vardı. BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK şeklinde artık klişe olmuş sözler söylüyorlardı. Bence eylemciler kendilerini yenilemeli. 150-200 civarında kadın vardı ancak en arkada 4 tane adam vardı ben onları pek anlamadım, elleri kıçlarında aheste aheste yürüyorlardı, onca kadının çığlığını iplemezcesine...
Daha da yürüdük Müzeyi bulduk. Bekçiyle aramızdaki konuşmalar:
-Selamünaleyküm
-Aleykümselam
-Abi bu Turist Rehberliği sınavı için belge alacağım hangi bina?
-Sen nerelisin?
-Yozgatlıyım
-Konuşmanı bizim oralara benzettimde o yüzden sordum dedi
-Sen nerelisin dedim
-Malatya`lıyım
-Buraya bakarak birbirine yakın yerler dedim :)
-Şimdi şu taş binanın 3. katı, girişi şu yönde ama şimdi burda değillerdir öğle vakti dedi, saat 1 de gelmelisin.
-Tamam abi sağol hadi görüşürüz, diyerek oradan ayrıldım ve aöf yoluna koyulduk. Giderken bir wc ihtiyacı sebebiyle bir iş hanı tarzında bir yere girdik. Bir gözlükçü vardı bir kapısı hana diğer kapısı caddeye çıkan 2 kapısı vardı ve Camda şöyle bir yazı vardı KARŞIYA GEÇMEK 5 TL bu ne lan dedim ve yazının altını da okudum "yaptığınız bağışlar Orman Vakfı`na bağışlanacaktır" şeklinde bir şeydi. Ama haraç kesiyorlardı, çok acayipti. Deli Dumrul GÖZLÜKÇÜ. Vakıf için o parayı ayıracaklarını da sanmıyordum. Neyse adamın dükkanı kendisi bilir...
Sonra Aöf`ye gittik kitaplarımı aldım, muhtemelen bu bölümün son kitaplarını ben aldım. Mutluydum. :)
Gelirken ücretsiz AVEA hat dağıtıyoruz diyen kız önümüze atladı, "ÜCRETSİZ AVEA HAT ALMAK İSTERMİSİNİZ" diye, "YOK TEŞEKKÜRLER" desekte "ALLAH BELANI VERMESİN NAPIYON LAN" dedik içimizden. :)
Bu sefer aynı meydana gelmeden önce saat 13:30`a gelmişti ve giriş belgemi aldım. Oradan ayrılırken bekçi kulübesinde arkası dönük duran bekçi abimize cama tıklatarak kolay gelsin dedim. Gülümsedi kapıyı açtı:
-Naptın hallettin mi işlerini
-Evet
-Hadi inşallah geçersin sınavı, senin gibi güzel kardeşlerimizin bahtı güzel olsun dedi
-Sağol abicim, Amin. Görüşürüz, kolay gelsin
-Görüşürüz
şeklinde geçen konuşmalarımızdan sonra vay be dedim, işte yurdum insanı ne kadar cana yakın dedim. İnsan davrandığı gibi davranış görür galiba...
Sonra arabamızı almak için YAŞLI HİH_WEBCİ`nin yanına geldik. Araba otoparktaymış oradan aldık ve çıktık 5 tl otopark parası kilitledi bize yaşlı hih_webci ama olsun bizde çeyrek depo gazıyla almıştık arabasını ve 25 tl vergisini de ödemişti o gün, önceden yatırmayı unuttuğu için. 3000 tl ye aldık arabayı motosiklet parasına... :)
Eşşek niyetine bin arkadaş derlerya hani :) 2013 nisan ayına kadar muayenesi de var. Her şeyi var çok şükür.
Sonra Torbalı`ya kadar geldik, gaz lambası kırmızıyı gösteriyor. Torbalı`nın İzmir tarafından girdiğimiz bütün benzinliklerinde Gaz YOK, sorduk artık gaz nerede var diye, 5 km. ilerde Solda dedi. Hem 5 km ilerdeydi hem de soldaydı. Baktık ve Shell benzinliği kurtarıcı gibi görerek ilerdeki kavşaktan dönüp geldik. Depomuzu fulledik ve yolumuza kaldığımız yerden devam ettik. Sonra arabayı kardeşimin çalıştığı dükkanın önüne çektim, bizim oğlan koşa koşa geldi hemen aldı anahtarı ehliyet olmadığı için ara sokaklarda gidip bir kaç tur attı sonra geldi, "İyi kaçıyo maşaallah" dedi sevinçten arabaya yapıştı kaldı. Sonra hadi sen işine bak deyip aldık arabayı evin önüne. Akşam geldi yemek bile yemedi çocuk heyecandan hadi gezelim diye :)
İşte böyle bir gün geçirdik dün.