30 Kasım 2011 Çarşamba

0.facebook.com Ücretli Oluyor


Milliyet`ten aldığım haberlere göre cep telefonu operatörlerinin bu kampanyaları tarihlere göre iptal ediliyormuş. Örneğin Vodafone`un web sitesinde 30 Aralık 2011`de son bulacağı, Turkcell zaten Eylül`de son verdiği, Avea`nın sitesinde hiç bir halt yazmadığı, Milliyet tarafından duyurulmuş, ben de duyurayım dedim. Sonra Operatörlerin hain tuzaklarına düşmeyin. Benden söylemesi...

İncir Reçeli

İncir Reçeli adlı filmden sonra muhtemelen incir reçeli satışlarında bugüne dek görülmedik bir artış olmuştur. Ben incir recelini severim, daha da genelleyecek olursak böyle yeterken çıtırtı çıkaran her şeyi severim. Çıtır bir simit, lahmacun, cips, kraker vb.



Asıl konumuza gelecek olursak bu filmi düne kadar hiç izlemek istemedim, "bildiğimiz aşk filmi işte ne gerek var seyretmeye" diye düşündüğüm için. Dün Profesyonel Turist Rehberliği sınavı için İzmir`e gittim, giderken de bu sefer Pamukkale firmasını seçtim gayette memnun kaldım firmadan. Buradan firmaya teşekkürlerimi gönderiyorum. Sabah 06:00 otobüsüne bindim ve otobüs çalıştığı anda önümüzde bulunan ekranlara elektrik geldi. Açtım ekranı girdim filmler kategorisine, izlediğim filmlerdi yalnız İncir Reçeli vardı izlemediğim. Mecbur kalarak açtım ve izlemeye başladım. Filmin sonlarına doğru yaklaştığımda İzmir`e varmıştık. Sonunda biliyordum kızın öleceğini bu aşikardı ancak konusu bu değildi. Filmden hemen herkes farklı bir çıkarım yapabilirdi. Benim çıkarımım "ÖN YARGILI OLMAMAK" oldu.

Sabah sabah filmde o kadar içki gördümki benim midem bulandı. İçmeden sarhoş eden bir film olmuş. Ayrıca senaristi ve yönetmeni olan Aytaç AĞIRLAR`ı tebrik ediyorum. Kredi çekilerek yapılmış, bütçesi göt kadar bir film olabilir ancak dalında bir çok filme taş çıkarır bir film olmuş. Keşke sinemada izleyip bu yorumları size yapsaydım. Sinemada izlediğim filmler bana otobüste izlediğim filmlerden daha az bir güzel geliyor galiba...

Film tavsiyemdir. İzlemeyen kalmıştır, belki benim gibi düşünen birileri. İşte onlar izlemeli.

29 Kasım 2011 Salı

Dişilik kırmızı ruj sürmekle olmaz

Mükemmel bir kadınsınız; hem seksi, hem zeki hem başarılı... Ama bu durum sizin gerçek bir dişi olduğunuz anlamına gelmez! Bakalım gerçek rolünüzü oynayabiliyor musunuz? Bilinçaltı ve tantra uzmanı Seda Diker'in ilişkiye dair açıkladığı kurallara şaşıracaksınız!

'DİŞİLİK KIRMIZI RUJ SÜRMEK VE SEKSİ GİYİNMEK DEĞİLDİR'Peki dişilik nedir?- Dişi kadın yumuşaktır, kabul verendir. Ancak kabul vermek; kesinlikle ezilmek anlamına gelmez. Dişi kadın kişisel sınırlarını çizmek konusunda çok nettir fakat bunu sert bir dille ya da önyargıyla değil, uygun bir dille ifade eder. Gerçek dişi erkeğini kendi seçer! Asla seçilmez. - En önemlisi de duygularını doğru erkeğe akıtır. Özetle karşısındaki erkekten ve duygularından emin olmadan âşık olmaz. Ona hayatını, duygularını ve bedenini hemen açmaz. Önce ilişkiyi istediği kıvama getirip getiremeyeceğini tahlil eder, sonra harekete geçer. İlişkinin çerçevesini de kadın çizer. Zira çocuk vereceği erkeğin doğru insan olup olmadığını kolaylıkla anlayacaktır. Bu noktada; 'Zaten erkeğimizi kendimiz seçmiyor muyuz?' diye düşüneceğinizden eminim... O halde neden bu kadar aşk acısı çekiyoruz ya da hayal kırıklıkları yaşıyoruz? Güçlü kadın nasıl olur?- "Dişi kadın güçlüdür fakat bu güç çoğumuzun düşündüğü gibi kariyeri, bol parası olmak, her işini tek başına çekip çevirmek, zekâsını ve başarılarını sürekli ön plana çıkarmak, kendi ayakları üzerinde durup bir erkeğe muhtaç olmadan yaşamak demek değildir", şimdiye kadar bize öğretilenin tersine! - "Sevdiği erkek ona değer vermediği, üzdüğü, terk ettiği zaman bile kendi ile barışık olan, dikey beslenebilen, yani yaratıcılık alanını aktive eden, sınırlarını çizebilen, kendine değer veren, arkadaşları ile ailesi ile zaman geçirebilen, kısacası kapısını kapattığı anda mutlu olabilen kadın güçlüdür." Flört bir oyundur!Flört tekniklerine geçmeden önce kadın ve erkeğin fiziksel olarak farklı olduğunu, beyinlerinin farklı bölümlerini kullandıklarını öğrendik. Hepimizin bildiği fakat belki de zamanla unuttuğu hamile kalmak ve çocuk doğurmak görevi kadınlarda olduğu için bazı konularda daha dayanıklıydık. Buna karşılık genetik kodlarına göre erkek ise ailesini koruyup kollamak, gerekirse savaşmak görevine sahipti. Kısacası bir avcıydı ve mücadeleden hoşlanıyordu. İlk buluşma önemliGerçek dişi flört etmenin partner seçiminde en önemli araç olduğunu bilmeliydi. İlişkinin başından itibaren karşısındaki erkeğe birtakım mesajlar vermeliydi. Örneğin ilk buluşmada erkek kadını mutlaka evinden almalı ve çıkılan yemeğin hesabını ödemeliydi. "Arabanız ve paranız olsa da bunu yapın. Çünkü ilk buluşma rolleri belirler ve o sizin için çaba göstermelidir." Cinsel bir yakınlık kurulana kadar erkek hipnozdaydı ve flört teknikleri kullanılarak ilişki aşka tam da bu dönemde programlanmalıydı. Cinselliğin paylaşılması ile birlikte artık hipnozda olan taraf kadın oluyordu çünkü. Bu kez erkek ona kendi isteklerini ve şartlarını empoze etmeye başlıyordu. Flört sanatı bir oyundur, hem de gayet keyifli bir oyun... Ve tabii bu oyunun da bazı kuralları var!

Source

Murat Boz`dan Bahsedelim Biraz


İlk çıktığı sıralarda pek hoşuma gitmeyen bir şahıstı. Niye hoşuma gitmiyordu bilemiyorum belki de yakışıklı diye çekemiyoruzdur, olabilir. Bir sebebi yoktu ancak şarkıları güzeldi. Ossursa dinleniyordu desek, çok abartmış oluruz, ki ossursa herkeste dinlerdi; "LAN DUYDUNUZ MU? MURAT BOZ OSSURMUŞ. YOUTUBE`A MURAT BOZ OSURUK YAZ ÇIKIYOR" diye birbirimize çağrılarda bulunur belki de şarkılarının dinlenme ve yaz izlenme rekorlarının iki katı fazlası bunu dinlerdik.

Konumuzu sapıtmayalım. Kendisinin öyle röportajını falan görmedim, belki de ilgi alanım dışında olduğu için bilmiyorumdur. Yalnız şu günlerde O SES TÜRKİYE adlı yarışmada jüri üyeliği yapıyor. Esprileri hareketleri çok hoşuma gidiyor, yanlış anlamayın lan! Akıllı adam. Önceden ön yargılı davrandığımız için böyle düşünüyormuşuz, ancak şimdi ne ön yargı var ne de başka bir şey. Bu sefer desteksiz sallamıyoruz yani...

Başarılarının devamını dilerim Murat BOZ. Seni çekemeyenler anten mi takıyor, ne takıyorsa taksın, sana takmasın yeter. :P Şunu da belirteyim Murat BOZ `dan falan para almadım bu yazıyı yazmak için, alsaydım adamı ossurtmazdım :)

Hadi size benden bir Murat BOZ parçası eşlik etsin.

28 Kasım 2011 Pazartesi

doymadığım sakarlığım ve şaşırdığım nıce nıce şeyler

Dün akşam hamarat ve huysuz tarafıma aynı anda dank eden ilhami perileri beni havuçlu tarçınlı cevizli kek yapmaya itti. Şükür malzemeler elimin altındaydı.Kalktım bir güzel kek yaptım,pişirdim. Harika da görünüyodu da   bir sorun varmış meğersem. Dibi tutumuş acıcık.

Ben de parlak fikirlerimden birine dayanarak pıçakla giriştim keke. Amacım tamamen onu daha rahat bir kaba koyup keyiflenmesini sağlamak ama nerde onda o anlayış allasen. Bi karşı koydu bana. Sağ elimdeki pıçak sol elimin baş parmağına bodoslama daldı. Kan gövdeyi götürüyo. Aman Allahım korktum len noluyo diye. Neyse kan bağışı yapmayı planlıyordum sanırım gerek kalmadı.

Kek de yarı indi yarısı kalıpta kaldı. Öyle işte. Ama tadı güzel olmuş Allah yukarıda. (Şımartasım var kendimi ama kendi kendimi yani)

Neyse bu sabah oldu. O kek ile kahvaltı ettim. Çayla iyi gitti. Sonra parmağıma yara bandı almak için eczaneye gittim.
- Bir yara bandı alabilir miyim ?
cümlesinden sonra gözüm raftaki diğer bantlara takıldı. Her birinin üzerinde abidik gubidik şekiller var. <dedim ya ne bunlar. Adam başladı saymaya;
- Bu migren bandı olup migreniniz tuttuğunda başınıza yapıştırıyosunuz.Rahatlatıyor.
- Efendim bu bant regl ağrıları için olup karnınıza veya belinize yapıştırıyosunuz. Rahatlatıyor.
-Sonracııma efendim bu bant burun için olup takınca daha rahat nefes alıyorsunuz. Rahatlatıyor.

Ben şoktan sıyrılıp sordum.

-Kalbimin üzerine yapıştırınca rahatlayabileceğim bant var mı acaba?

PEMBE MEZARLIK DİNLE
-

Boğazköy Sfenksi

Bu sfenx Mısır`daki Sfenx`e benziyor ancak o biraz da Bülent Ersoy`a benziyor bu pek benzemiyor  DİVA`ya. Bu biraz Ertuğrul Günay`dan yakışıklı. 

Diva`ya benzeyen Sfenksi hatırlamak istersiniz diye:

Almanlar kazıp kazıp götürmüşler. Boğazköy Sfenksi`de bunlardan biri. 1917 yılında Çorum`un Boğazkale ilçesinde yapılan kazılarda bulunan bu eser onarımı yapılmak amacıyla Almanya`ya gitmiş bir daha da dönmemiş düne kadar, yani 28 Kasım 2011`e kadar. Çok şükür artık ait olduğu topraklarda.

Sadece bu değil bir çok eserimiz bu şekilde ya da farklı şekillerde yurtdışına götürülmüş. Örneğin:
İzmir`in Bergama ilçesinde bulunan ve ilçeye adını veren Pergamon Antik Kenti`nden götürülen Zeus Sunağı, yani herkesin anlayacağı dilde Zeus Tapınağı. Koskoca tapınak parçalara ayrılmış ve bütün parçalar numaralandırılarak gemilerle Almanya`ya götürülmüş. Burada bu tapınak tek parça haline getirilmiş ve Pergamon Müzesi adında bir müze açılmış. Zaten o götürülen Boğazköy Sfenksi`de bu müzede sergileniyordu.

Sunağın büyüklüğünü bu fotoğrafta görebilirsiniz:

Bir de Antalya`lardan alınmış götürülmüş Herkül`ümüz yani Herakles`imiz var. Amerikalardan geçtiğimiz aylarda getirilmiş olan Herkül heykeline Yorgun Herkül adını koymuşlar artık nereleri ne kadar gezip rezil olduysa bu heykel... 

Bu tarihi eser kaçırma olayında da ince bir gönderme var galiba. Çünkü aşağıda gördüğünüz resmin ortadan ikiye ayrık olduğu dikkatinizi çekmiştir. Yıllardır sürgün olan üst tarafıydı, bize Taşşağı kalmıştı. "Alın bunu ... sokun" demişti kaçıran şerefsizler. Bu birleştirilmiş hali de artık bu sözü diyenlere kapak olur...



EN BÜYÜKLER‏

DÜNYANIN EN BÜYÜK ASLANI
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK YENGECİ
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK KÖPEĞİ
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK TAVŞANI
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK KELEBEĞİ
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK FARESİ
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK KURBAAAASI
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK BALİNASI
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK ŞEREFSİZİ
Resim
DÜNYANIN EN BÜYÜK BAYRAĞI
Resim

27 Kasım 2011 Pazar

2012 Yılının En Şanslı Blog`unu Seçiyoruz!





Şimdi sizlere alışılmışın dışında bir yarışma sunacağım. Belki çok iddialı oldu ama böyle yapacak bir şey yok! 

Sayın blog yazarı ya da sahipleri ya da onun kardeşi, eşi, dostu... Başlıkta da belirttiğimiz gibi Anindayorum.com Şirketler Grubu olarak 2012 Yılının En Şanslı Blog`unu seçeceğiz. Bu seçim işlemi sırasında Ütopya 1. Noterliği bize eşlik ederek, En Şanslı Blog`u onaylayacak.


Yarışma Katılım Şartları:
1- En az bir adet bloga sahip olmak(Bu demek oluyorki birden fazla blogunuz varsa şansınızı artırabilirsiniz)
2- 3 adet bütün bir sülaleyle çekilmiş, mutluluk fışkıran 3 adet poz içeren Fotoğraf
3- Hiçlik...


Not: 2. ve 3. maddeler madde bağımlısı olan insanlarımızı tatmin etmek içindi, dikkate almayınız.


1-A : Yarışmaya katılmak için BU YAZIYA YORUM YAPMANIZ yeterlidir.
1-B : Bu yazıyı kendi Blogunuzda, Facebook ya da Twitter hesabınızda paylaşmanız GEREKMEZ.
1-C : Bizim Facebook, Twitter, Google+ hesaplarımızı beğenmeniz, izlemeniz, arkadaş olarak eklemeniz GEREKLİ DEĞİLDİR. 

Yarışma Açıklamaları
1- Şanslı kişi Yılbaşı gecesi hiç birinizin burada olmadığı bir anda Random.org ile belirlenecektir. (Noterimiz o vakitte hamam sefasında olacağı için katılamayacak, özür dileriz.)

2- Yorum olarak yarışmaya katılan her yarışmacının linki ve ismi bu yazının içerisine dahil edilecektir:
Örnek: 
Katılımcılar

3- Blogunuzun tabanı ne olursa olsun katılabilirsiniz.(Wordpress, Blogger, Blogcu, Bloggum, Mynet Blog, Milliyet Blog, Billur Blog vb.)

4- Yorum olarak küfür bile etseniz yarışmaya katılmış sayılırsınız, bilginiz olsun. Yok sonra ben bilmiyordum, kardeşim yapmış yorumu, annem yemek yaparken yanlışlıkla Enter`a basmış gibi bahaneleri yemeyiz. 


Yarışmanın Ödülü
-Yarışmayı Kazanan Şanslı Blog, diğer bütün katılımcılar tarafından ele güne reklam edilecektir, yani diğer katılımcılar ŞANSLI BLOG`UN LİNKİNİ VEREREK ONUNLA İLGİLİ BİR YAZI YAZACAKTIR. (Bu demek oluyorki yarışmaya katılan herkes bu şartı kabul etmiş sayılır)


-Ayrıca Anindayorum.com olarak kendisine(blogun sahibine) AŞKIN GÖZYAŞLARI ve ŞAH & SULTAN isimli kitapları hediye edeceğiz.




Dipnot: Yarışma süresince size şans verdiğini düşündüğünüz: 


TAVŞAN AYAĞI, 


BUFALO TAŞAĞI vb.



 her şeyi yanınızda ya da blogunuzda bulundurabilirsiniz.


KATILIMCILAR
1- Didarizma
2- Emine`s Blog
3- Lafanino
4- Çaylak Blogger`ın Ajandası
5- At Yarışındaki Eşek
6- City S MyLife
7- Paranoyak Satırlar
8- Men De Boor
9- İkiz Annesi
10- Küçük Hanımın Güncesi
11- Tazekahve
12- Siyah İnci
13- Ayunun seyir defterinden
14- Seymsomething
15- Ben,
16- Kırmızı
17- Kamil Fatsa
18- Essu
19- Yazgüneşi
20- Neslinnce
21- Bir Yazarsam - Kalemzade
22- Küçümseyeni Kıçımsa
23- Sor Beni Ustana
24- Deniz
25- Mefkure_miz
26- Mavi Beyaz
27- Hayata Dokunan Satırlar
27- Her şey Müzik İçin!
28- Hobibox
29- Bir Delinin Güncesi
30- Kitap Delisi Gizem
31- Ebedi Edebiyat
32- Barney Sikerson`un Günlüğü
33- Reyhane
34- Kırmızı başlıklı pollyanna
35- Hayal
36- İpekböceği
37- Tarihten Anekdotlar
38- Ilımlı Fısıltılar

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

SANMAKİ DERT SADECE SENDE VAR..

SENDEKİ DERDİ NİMET SAYANLAR DA VAR..
 
'











demek ki neymiş :
derdimi dinledim, derdimden  iğrendim... 
onun derdini gördüm, derdime imrendim.... 
Ömür Dediğin Üç Gündür,
Dün Geldi Geçti, Yarın Meçhuldür,
O Halde Ömür Dediğin Bir Gündür,
O Da Bugündür...

  Gözler arasındaki ilişkiyi biliyor musun? 
  Onlar birlikte göz kırparlar, birlikte ağlarlar, her şeyi birlikte görürler ve birlikte uyurlar. 
  Buna rağmen aslabirbirlerini görmezler. 
  Arkadaşlık bunun gibi olmalı.
  Arkadaşsız hayat cehennem gibidir. 

  Dünyanın en iyiarkadaşı haftası. 
  Senin en iyi arkadaşın kim? 
  Bunu bütün iyi arkadaşlarına gönder. Eğer ben onlardan biriysem bana da gönder. 
  Eğer üçten fazla gelirse sen gerçekten sevilen birisin...Sevgilerimle 
  

26 Kasım 2011 Cumartesi

Dün Farklı Bir Gündü

Bundan haftalar ya da günler önce en küçük kardeşim araba diye tutturdu. Bu doğan-şahin bağımlılarından oluyor biraz kendisi. Şahin`e falan baktı temiz bir şey bulamadı. Gelen arabalar hoşumuza gitmedi. Neyse bu Şahin`i Doğan`ı bıraktı kuş serisinden Serçe`lere bakmaya başladı. E ne de olsa dönemin spor arabalarındandı SERÇE... Bir tane buldular, o arabanın sahibide Yozgatlıymış. Konuştular anlaştılar, dün de arabanın satışını almak için İzmir`e gittik.

Araba bu :)


Yola çıkmadan önce bizim diğer arabayla Otogar`ın önüne kadar gidelim dedik biraz uzak işte yürümenin hiç gereği yok diyerek... Arabamızı otogarın karşısındaki Tansaş`ın park yerine bıraktık, hem bedavaydı, hem güvenli :)

Arabayı oraya bırakmadan önce ışıklarda yeşilin yanmasını beklerken öyle bir esnedim, sonra ön çaprazımızdaki motorun üzerinde bir genç vardı baktım o da esniyor, sonra kavşağın sağ tarafındaki dolmuşun şöförü ve karşı da muhtemelen devriye arabasını bekleyen polis memuru.. Hepimiz ard arda esnemiştik, noluyo lan dedim o an. Esnemek bulaşıcıdır derlerdi de bu kadar mı bulaşıcıydı 50 metre öteye kadar :) Sabah 08:00 civarıydı ve herkes ayakta uyuyordu, noluyordu bizim bu millete?

Neyse boşverin arabayı bıraktık, otogara geçtik Metro`dan biletimizi aldık, eşek kadar 10 tl yazdıkları için onlardan aldık bir de en yakın zamanda onların hareket saati vardı 08:30. Yoksa Metro`yu sevmiyorum, muavinleri olsun, şöförleri olsun, şirketi olsun bence 5 para etmez. Bu önyargılar Yozgat Metro`sundan kalanlar. İğrenç bir hizmet anlayışları vardı sanki şehirlerarası otobüs değil köy dolmuşuydu. Ancak dün bindiğimiz otobüste hizmet güzeldi, yani normaldi.

İndik Bornova`da bize her yere servisimiz var dedikleri için orada indik. Ancak bu servisleri yakın bir yerde herkesi indiriyor hadi gidin diyordu. Yine bütün normalliğin içine etmişti Metro, adam gibi açıklama yapsalar hiç zorumuza gitmezdi...

Bunu geçelim, Basmane`de indik Çankaya`ya geçtik bizim arabayı satın alacağımız adamı belirli bir noktada, bir tıp merkezinin önünde bekledik. O da ne? Adam bizim Hih_webci`nin 1955 doğumlu ve top sakal bırakmış haliydi :) Neyse satışı falan 2. Noter`de gerçekleştirdik. Sonra benim açıköğretim bürolarından bir türlü bulamadığım Konaklama İşletmeciliği 3. sınıf kitaplarına sıra gelmişti. Onunda öncesinde Turist Rehberliği dil sınavına girecektim bakanlığın açtığı ve bunun için giriş belgesini almam gerekiyordu. İlk rotamız İl Kültür Turizm Müdürlüğü`ydü. Oraya uğradık. Görevli bize "siz posta yoluyla mı başvurmuştunuz?" diye sordu ve bende "evet" cevabını verdim. "O zaman sizin giriş belgeleriniz bizim diğer binamızda, yani arkeoloji ve etnografya müzelerinin olduğu yerde" tarif etmesini istedik o da bize bir harita verdi ve oranın tarifini harita üzerinde gösterdi, bunun yanı sıra sağolsun Aöf Büro`sunu da bize tarif etti ve çıktık yola.

27 Mayıs`meydanına geldiğimizde bir gösteri vardı, göstericilerin hepsi de kadındı. Tamam bunlar şiddete karşı eylem yapıyorlar diye düşündüm, çünkü billboardlarda BUGÜN 25 KASIM 3 KADIN ÖLDÜ diye ilanları vardı. BASKILAR BİZİ YILDIRAMAZ, SUSMA SUSTUKÇA SIRA SANA GELECEK şeklinde artık klişe olmuş sözler söylüyorlardı. Bence eylemciler kendilerini yenilemeli. 150-200 civarında kadın vardı ancak en arkada 4 tane adam vardı ben onları pek anlamadım, elleri kıçlarında aheste aheste yürüyorlardı, onca kadının çığlığını iplemezcesine...

Daha da yürüdük Müzeyi bulduk. Bekçiyle aramızdaki konuşmalar:

-Selamünaleyküm
-Aleykümselam
-Abi bu Turist Rehberliği sınavı için belge alacağım hangi bina?
-Sen nerelisin?
-Yozgatlıyım
-Konuşmanı bizim oralara benzettimde o yüzden sordum dedi
-Sen nerelisin dedim
-Malatya`lıyım
-Buraya bakarak birbirine yakın yerler dedim :)
-Şimdi şu taş binanın 3. katı, girişi şu yönde ama şimdi burda değillerdir öğle vakti dedi, saat 1 de gelmelisin.
-Tamam abi sağol hadi görüşürüz, diyerek oradan ayrıldım ve aöf yoluna koyulduk. Giderken bir wc ihtiyacı sebebiyle bir iş hanı tarzında bir yere girdik. Bir gözlükçü vardı bir kapısı hana diğer kapısı caddeye çıkan 2 kapısı vardı ve Camda şöyle bir yazı vardı KARŞIYA GEÇMEK 5 TL bu ne lan dedim ve yazının altını da okudum "yaptığınız bağışlar Orman Vakfı`na bağışlanacaktır" şeklinde bir şeydi. Ama haraç kesiyorlardı, çok acayipti. Deli Dumrul GÖZLÜKÇÜ. Vakıf için o parayı ayıracaklarını da sanmıyordum. Neyse adamın dükkanı kendisi bilir...

Sonra Aöf`ye gittik kitaplarımı aldım, muhtemelen bu bölümün son kitaplarını ben aldım. Mutluydum. :)

Gelirken ücretsiz AVEA hat dağıtıyoruz diyen kız önümüze atladı, "ÜCRETSİZ AVEA HAT ALMAK İSTERMİSİNİZ" diye, "YOK TEŞEKKÜRLER" desekte "ALLAH BELANI VERMESİN NAPIYON LAN" dedik içimizden. :)

Bu sefer aynı meydana gelmeden önce saat 13:30`a gelmişti ve giriş belgemi aldım. Oradan ayrılırken bekçi kulübesinde arkası dönük duran bekçi abimize cama tıklatarak kolay gelsin dedim. Gülümsedi kapıyı açtı:
-Naptın hallettin mi işlerini
-Evet
-Hadi inşallah geçersin sınavı, senin gibi güzel kardeşlerimizin bahtı güzel olsun dedi
-Sağol abicim, Amin. Görüşürüz, kolay gelsin
-Görüşürüz
şeklinde geçen konuşmalarımızdan sonra vay be dedim, işte yurdum insanı ne kadar cana yakın dedim. İnsan davrandığı gibi davranış görür galiba...

Sonra arabamızı almak için YAŞLI HİH_WEBCİ`nin yanına geldik. Araba otoparktaymış oradan aldık ve çıktık 5 tl otopark parası kilitledi bize yaşlı hih_webci ama olsun bizde çeyrek depo gazıyla almıştık arabasını ve 25 tl vergisini de ödemişti o gün, önceden yatırmayı unuttuğu için. 3000 tl ye aldık arabayı motosiklet parasına... :)

Eşşek niyetine bin arkadaş derlerya hani :) 2013 nisan ayına kadar muayenesi de var. Her şeyi var çok şükür.

Sonra Torbalı`ya kadar geldik, gaz lambası kırmızıyı gösteriyor. Torbalı`nın İzmir tarafından girdiğimiz bütün benzinliklerinde Gaz YOK, sorduk artık gaz nerede var diye, 5 km. ilerde Solda dedi. Hem 5 km ilerdeydi hem de soldaydı. Baktık ve Shell benzinliği kurtarıcı gibi görerek ilerdeki kavşaktan dönüp geldik. Depomuzu fulledik ve yolumuza kaldığımız yerden devam ettik. Sonra arabayı kardeşimin çalıştığı dükkanın önüne çektim, bizim oğlan koşa koşa geldi hemen aldı anahtarı ehliyet olmadığı için ara sokaklarda gidip bir kaç tur attı sonra geldi, "İyi kaçıyo maşaallah" dedi sevinçten arabaya yapıştı kaldı. Sonra hadi sen işine bak deyip aldık arabayı evin önüne. Akşam geldi yemek bile yemedi çocuk heyecandan hadi gezelim diye :)

İşte böyle bir gün geçirdik dün.

peki bu kağıtta ne yazıyor

adamın birisi yurt dışına çalışmaya gidiyor.yabancı dil bilmiyorbir otelde konaklıyor gecenin bir vakti odaya bir yabancı bayan geliyor ve el kol işaretleriyle anlaşıyorlar ve o gece beraber oluyorlar.adam sabah uyanınca yanında bayanın olmadığını görüyor fakat bir not buluyor yastığında.okuyamadığı için hemen resepsiyona inip kağıtta ne yazdığını öğrenmek istiyor.kağıdı okuyan adam bunu bir güzel dövüp kapı dışarı ediyoradamda gidip polise derdini anlatıyor ve bu kağıtta ne yazıyor diye polise gösteriyor polis kağıdı okuyor ve onlarda bir güzel dövüp sınırdışı ediyorlar.memleketinde babasına bu olayları anlatıyor babasıda kağıtta yazanı anlamak için tercümana gidiyor.kağıtta yazanı öğrendikten sonra oğlunu evlatlıktan benim böyle bir evladım olamaz diye evden kovalıyoreşide merak edip kağıtta yazanı öğreniyor ve o da benim böyle bir eşim olamaz diye boşanıyor.üzgün bir şekilde kahvede otururken adamı tanıyanlar dalga geçiyorlar.adam sinirlenip yedi kişiyi öldürüyor.yakalanıp hakim karşısına cıkıyor ve idam cezasına çarptırılıyor.hakim son arzusunu soruyor adamda başıma ne geldiyse bu kağıt yüzünden geldi ne yazdığını bana söylermisiniz diyor.kağıdı okuyan hakim oğlum degil yedi yetmiş kişiyi öldürsen helaldir deyip cezasını iptal edip serbest bırakıyor.kağıtta ne yazıyor?

YALNIZLIK..........

Kuyular görüyorum dipsiz,karanlık Beni içine çeken acımasız bir girdap YUSUF UN kuyusundan daha derin zifiri siyah Hiç ışık yok imkansız bir pırıltı görmek Uğultular duyuyorum kulağımı mahveden,ürküten Çığlık çığlığa bağırıyorum fakat sesimi geri vermiyor kuyu Korkunç bir kabus bütün benliğimi saran Sormaktan korktuğum bütün sorular beynimde çınlıyor Duyduğum yanıtlar boğazımda bir düğüm Boşluklar ummanının siyahlığı boğuyor beni Gözyaşlarım içime akıyor yakıyor kor gibi Bu ne biçim rüya uyandırın beni.......
AYŞE DURU

25 Kasım 2011 Cuma

Göz kaç megapiksel

gecen gün tartısıyoruz   cocugun biri zıpladı gözü ölçmüşler  38 miş  dedi bende oha dedim olm gözü nasıl ölçmüşler dedim  n yaptıgı göz isterse 1000000   olsun ama  ün  tutarmı benim gözlerim  acıyı hissedince aglıyor  o makına acıyı hissedermi aglarmı gülermi bunları gözlerinden hissedebilirmi             onları    (=

24 Kasım 2011 Perşembe

Aza Koysan Almaz, Doluya Koysan Dolmaz

Resmin konuyla alakası yoktur, ibret alın diye ekledim :)

Sözün nasıl olduğunun bir önemi yok, önemli olan herkesin bu sözü duymuş ve anlamını bir şekilde biliyor olması. Bu sözü bugün burada kullanmamızın amacı blogumuzla ilgilidir. Edebiyat çerçevesinde bunu deşeleyeceğimizi düşünen arkadaşlar çıkabilir, diğerleri de sessizce okusun çünkü olay büyük bir ölçüde gizlilik içermektedir.

Bildiğiniz üzere blogumuzdan, kurdun, kuşun, itin, götün herkesin haberi var. Yani çevremizde bulunan herkesin. Şimdi çevremizde hiç mi doğru düzgün adam yok çıkarmasını yapabilirsiniz ancak hiç böyle çıkarımlar yapmanıza lüzum yok ben şimdi açıklıyorum; Var ancak öyle nacizane insanları buradaki kurtla, kuşla birlikte anlatmak onlara saygısızlık olur, düşüncesiyle onlardan bahsetmiyorum.

Asıl konumuz blogtan herkesin haberi olduğu için, (bizim gerçek kimliklerimizin deşifre olmasıyla birlikte) doğru düzgün bir ağrımızı, acımızı paylaşamıyoruz. Daha da sadeleştirirsek dedikodu yapamıyoruz. Bu belki iyi bir şey ancak insan bazen şikayet ettiği şeyleri o kişilerin kulağına gitmeyecek şekilde yapmak istiyor.

Daha da sadeleştirirsek, bizim çevremizde herkesin olduğu gibi, bizi çekemeyen düşmanlarımız var ve buradan bir yakınmada bulunduğumuz anda hemen bize onu koz olararak kullanıyorlar. Bu sebeple AŞAĞI TÜKÜRSEK SAKAL, YUKARI TÜKÜRSEK BIYIK sendromuna yakalanıyoruz.

O düşmanlara bu fırsatı vermeyeceğim, içimi dökmeyeceğim. Kalsın içimde patlasın :D içimizde patlamazsa kıçımızda patlar ki o daha feci :))

Buradan da bizi çekemeyenlere geçenlerde armağan ettiğim o güzide parçayı gönderiyorum:


Problemin ne oldugunu bilmek,

Problemin ne oldugunu bilmek
bugun oturup mesaj yazıyordum bizim ustada  birsey tamir ediyordu ve karsı güvenlikci komsuya soruyordu sorunu ne oldugunu bilmek
 diyordu bende cözümün yarısıdır dedim mesaja devam ediyordum aferim lan dedi. Bizde ögrendikki problemi bilmek çözmenin yarısıdır

23 Kasım 2011 Çarşamba

Öğretmenler Günü

Yarın öğretmenlerimizin günü. Bazılarını sevmesekte, ana avrat taksakta, bazılarını çok seviyoruz. Sevdiğimiz öğretmenlerimizi de zaten özel olarak arayıp ya da mesaj atıp ya da internet aracılığıyla hatırlıyoruz ve hatırladığımızı onlara hatırlatıyoruz. Sevdiğimiz öğretmenlerimizin ÖĞRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN!



Dilenci


Dilenci

Sen, hergün köşe başlarında
Yırtık urbanla kirli ellerinle
Avuç açan, sefil insan.


İnan yok farkımız birbirimizden.
Sen belki tüm yaşamınca dilenecek;
Beklediğin beş kuruşu biri vermezse,
Ötekinden isteyeceksin.


Ama ben, tüm yaşamım boyunca
Tek bir kez dilendim,
Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim.
Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim,
Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim.

Victor Hugo

Her Türk Genci Biraz Arabeskçidir


Hepimizin içinde bir arabeskçi yatar kim ne kadar inkar etse de bu böyledir. Ne zaman zor bir durumda olsak, canımız sıkılsa arabeske veririz kendimizi, hadi bunu geçtim. Tutmuş bir arabesk şarkıya istem dışı eşlik eden pek çok insan vardır. Arabesk ne kadar kroca veya başka bir şekilde görünse de bizim kültürümüze yerleşmiş, popüler müzikten daha popüler olmuş bir olgudur.

 Bu türün yetiştirdiği bir çok eleman vardır. Bir tanesi de ETKİN`dir, kendisi etkin bir arabeskçidir :))


Beni sevmeni istiyorum

Seninle buluşmamız ne kadar zor olsa da,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Beş 
dakika baş başa kalmamız suç olsa da
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Çağırsam bile gelme,yorulma ne olursun,
Sen üzülme,incinme,kırılma ne olursun,
Beni yanlış anlama,darılma ne olursun,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Bir gün bensiz kalsan da benimle yaşamanı,
Aşkımın değerini sır gibi taşımanı,
Nemli bakışlarınla resmimi okşamanı
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.
Senden tek dileğim var,özel imtiyaz değil,
Kulun başka bir kula ibadeti farz değil,
Haşa! Yaratan gibi beş vakit namaz değil,
Senden sadece beni sevmeni istiyorum.

22 Kasım 2011 Salı

PARAMPARÇA VİRANEYİMM

ölü aşk diyarlarına beni sen attın da
içim paramparça
viraneyim yalan olur.
sesin yankı olur boğar her adımda
içim paramparça
viraneyim duman olur.
haykırsam
ellerimi açsam yalnız sana
ağlasam çocuk gibi
eskileri anlatsam
derviş gibi abdal gibi tapar gibi.
paramparça
haykırsam çocuk gibi.....

Bu şarkı sözlerini bir yerden anımsayan oldu mu ? Ben ilk "İFFET" dizisinde duydum ve bu şarkıyı arayıp buldum .Şimdilerde müptelasıyım ardarda durmaksızın dinliyorum etrafımdakilerin 'yine mi aynı şarkı' gibi tepkilerine aldırmadan.O kadar içten söylenmiş ki sanki ben hissediyorum ben yaşıyorum.Bir haykırış bir isyan var sevgiliye!!!

SEVGİLİM! BU HALİMİZİN BU ACIMIZIN BU MUTSUZLUĞUN BU AYRILIĞIN SEBEBİ SENSİN.......özledim...

karanlıklar içinde kayboldum yine sensiz her gece

çığlıklar duydum beynimde

uyandır beni bu kabustan

gece ve sen birdiniz,

bir yanda deniz bir yanda güneş

cehennem sen, ben

yıka beni gözyaşlarınla

kavur beni teninin sıcaklığında

uyandır beni bu kabustan...

HALİL SEZAİ/PARAMPARÇA

BATI DÜNYASININ KADINA BAKIŞI



Şeytanın yapmadığını kadın yapar.
Kadın bir örümcektir.(yani erkek avcısı)
İyi kadın demek, kafası olmayan kadın demektir.
Kadın, zaruri bir baş belâsıdır.
Kadın dövmek caizdir, ama öldürmek caiz değildir.
Horozun karşısında tavuk ötmemelidir.
Bir kadın da bir takvim de ancak bir yıl işe yarar.
Köpeğin sadakâti son nefesine, kadının sadakâti ilk fırsata kadar sürer.
Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratılmıştır.
Nâmuslu kadın demek kendine âşık bulamamış kadın demektir.
Kadınların hepsi iki yüzlüdür.
Kadın bilmeceye benzer, bir kere bildikten sonra artık hoşa gitmez.
Nâmustan yorulmamış kaç nâmuslu kadın gösterilebilir.


Fransız yazar Quitard’ın “Proverbes sur les femmes” kitabından alınmıştır



Kurnaz Tilki


Aslan kurt ve tilki
, üçü birlikte avlanmak için ormana gitmişlerdi. Aslında aslan
ın dengi olmayan tilki ve kurtla arkadaşlık etmesi doğru değildi. Fakat “cemaatle birlikte olmak rahmettir” sözüyle hareket etmek istiyordu.
Üç kişi olunca bir başkan gerekiyordu. O da elbette kendisiydi. Üçü beraber bir yaban sığırı, bir keçi ve iri bir tavşan avladılar. Avları güzel gitmişti. Avlarını sürükleye sürükleye bir mağaraya getirmişlerdi. Çok da acıkmışlardı.
Sofraya oturdular.
Avlarını taksim etmeyi başkan olan 
ın yapması gerekirdi. Fakat 
 sınamak için kurda dönerek:
- “Söyle bakalım, benim tecrübeli dostum. Şu hayvanları aramızda taksim ette, senin cevherin niyetin ortaya çıksın.” 
.
Kurt hemen atıldı:
- “Memnuniyetle sultanım. Yaban sığırı senin payındır. O büyüktür, 
 hissemdir. Tilkiye de şu semiz tavşan düşmektedir.” 
.

, kendini ilk fırsatta öne çıkaran tavrına çok kızdı. Kendi gibi emsalsiz bir 
 karşısında benlik davası gütmesine 
 derece hiddetlendi.
:
- “Sen kim oluyorsun budala! Unutma ki, ormanlar kralı 
ım. 
varken sana pay ayırmak düşer mi? Bunu hak ettin” diyerek kurda yaklaşıp öyle bir pençe vurdu ki, kurt kan-revan içinde yere yıkıldı.
 bir yerde iki başkan olmaz, düşüncesiyle kurdun kafasını kopardı.
Ondan sonra korkudan tir tir titreyen tilkiye dönerek:
- “Ne bakınıp duruyorsun orada! Haydi şimdi de sen pay et bakalım şu avdan.” 
.
Tilki 
 derece tevazu ve alçak gönüllülük içinde:
- “Ey büyük sultanım! . Pay etmek benim haddim değil ama, mademki emrettiniz söyli-yeyim. Şu büyük sığır kuşluk yemeğiniz olsun. Keçi ise nefis bir öğle yemeği, tavşan da sultanımızın gece çerezi olsun.” 
.
, tilkinin bu pay taksiminden pek hoşlanmıştı.
- “İşte adil paylaşma… Böyle bir taksimi nerden öğrendin sen? diye tilkiye sordu.
Tilki boyun bükerek, yerde cansız yatan kurda bir göz attı.
Sonra:
- “Şu haddini bilmez kurdun halinden ve başına gelenden öğrendim sultanım.” 
.
Bunun üzerine 
 tilkiye:
- “Madem ki sen kendine pay ayırmayıp benim büyüklüğümü takdir ettin.
 de sana büyüklüğümü göstereyim. . Var git, 
, afiyetle ye” diyerek bütün avları tilkiye bağışladı.
Tilki o zaman, 
iyi ki av taksimini kurddan sonra bana emretti. Ya önce bana em-retseydi, benim halim nice olurdu? diye haline şükretti.

ÖĞÜTLER:
Arkadaşlarımızı iyi seçmeliyiz,
İnsan için en lazım olan şey, haddini bilmesi ve ona göre hareket etmesidir.
Akıllı insan, olaylardan ibret almasını bilendir,
Bizden önce gelen milletlerin başına gelenlerden ibret almalıyız.

21 Kasım 2011 Pazartesi

Sefa Topsakal - Doktor

Bazı arkadaşlar bu şarkıyı Sefa`nın söylemesini eleştiriyorlar. Halbuki çok güzel söylemiş, yorumlamış. Millet saçmalamayın! Hakan TAŞIYAN`ın yeri ayrı.



Yozgat belediyesinin allah belasını versin

Arkadas dinden imandan çıkartılar iyice  bir şehirde 5 gündür su mu kesilir bukadar cahillik olabilirmi bu nasıl devlet anlamadımki
ulan size oy verdigim güne lanet olsun gerçi oy vermedim size ama bu kadar mı ibnesiniz yav...

slipknot-drum solo üff adama bakın nasıl calıyo

20 Kasım 2011 Pazar

2011 Kpds Sonbahar Dönemi Soru ve Cevapları

Merhaba sayın takipçilerimiz. Bugün Kpds`ye girdim. Bildiğimiz ingilizce sınavı. Topik ösym 100 adet olan soru sayısını 80 e düşürdü ve süreyi de180 yaptı. Çok şükür sınavla ilgili dilforum`da falan hocaların yanıtlarına baktığımda gayet iyi sonuçlar görüyorum ancak son 4 paragraf tamamlama sorusunu süreyi yetiremediğim için salladım, zaten o soru tipini de sevmiyordum iyi ettim :P

Yarın açıklanıyor sınavın soru ve cevapları. Herkese geçmiş olsun. Üzerimden gereksiz bir yük kalktı sınav sonrası. Sınavda 55 doğru yapayım hepinize benden çay :D

Sayın ziyaretçiler böyle bir başlık attığım için sitemizdesiniz, burada cevapla ilgili şuan bir şey yok ancak yardımcı olmak adına BU LİNKİ veriyorum. 

kadının hakları

Sahabenin biri peygamber efendimize (s.a.s) dediki 
-ya allahın resulu benim hanımım hangi el uzatılırsa kabul ediyor(yani zina yapıyor dedi)
- Peygamber efendimiz:(s.a.s) boşa O zaman 
- Boşayamam çok seviyorum.
- Peygamber efendimiz :(s.a.s) ozaman affet ve üzerini kapat diyor 
Yani eşimiz aldatsa bile ya boşanacakmışız yada kusurunu affedip devam edecekmişiz
islam kötülügü yaymaya karşıymış bunları eminim bir çok insan bilmiyordur... erkek karısının cezasını veremez asla dövme hakkı yoktur sucu ne olursa olsun
Ayse validemiz diyorki : Allahın resulü eve geldiginde ev temizlenmemiş olsa bile ya ayşe evi neden temizlenmedin demez süpürkeyi kendi alır temizlerdi diyor.
Kadın annemize babamıza bakmakta yükümlü degildir hatta kocasına bile bakmakta yükümlü degildir eger bakıyorsa o kadının elleri öpülmelidir

19 Kasım 2011 Cumartesi

HERŞEYİN seni bırakıp gittiği andan itibaren sen artık HİÇBİRŞEYSİN…

kalbim öyle çok acıyoki sevdiğin kişi seni bırakıp gidiyor üstelik seni deli gibi severken ve sen arkasından bakakalıyorsun… hani dersinya ALLAHIM BU BİR KABUS OLSUN diye, olmuyo işte lanet olsunki o yaşananlar gerçek oluyo. inanamıyorsun kendine itiraf edemiyorsun onun gittiğini ama gitti işte. her iki taraf birbirlerini deli gibi sevdikleri halde ayrılıyorlar. mutlu mesut yürüdükleri o yollar hasrete çıkıyo. kendimden bahsediyorum ne başka birinden nede acıklı bi hikayeden değil kendimden lanet olsunki KENDİMDEN………………………  onun canı sağolsun sonuçta sevdiğim kişi yani onun iyi olmasını benden çok isteyen olamaz. olurda birgün sesimi duyarsa çektiğim acıyı hissederse ve en önemliside kendiside hissederse aynı şeyleri benim kapım herzaman açık
                   SENİ ÇOK SEVDİM………………

Melike İpek Yalova - İsabella Fortuna Resimleri






Yozgatta Uranyum madeni

Yozgat cezalı dediler  bir allahın kulu el uzatmadı hiç birşey yapılmadı  ah ah yapılsa ne olurdu
Evet ne olurdu biliyormusunuz
bu uranyum madenini özel sektör degilde devletimiz bulurdu ve suan çok gelişmiş ülke olurduk
Yozgatın Sorgun ilçesinde  bulunan  uranyum yaklasık 1 milyon ton oldugu belirlendi umarım vatana millete faydası dokunur  en azından diger şehirlerden cezalı diye geri kalan yozgata birsey yapılması umuduyla....

Tarık Mengüç - Tırışka 2011

Bizi çekemeyenlere gelsin, ohh ohh!


18 Kasım 2011 Cuma

SAÇMALAMAYA GELDİMMMM

Uzun zaman oldu farketmedim bile girmediğimi (ne kadar açık sözlüyüm) yazmadığımı.. saçmalama zamanı geldi de geçiyo bile bende öyle bir dolmuşum ki zaten abuk sabuk espri yapasım saç_malanmaz taranır diyesim var :D o derece boğazıma kadar... püffffffff bugünlerde hayatım da bi kadar renkli ama yinede luna park tadı yok yani... tercihlerde yaklaştı bildiğiniz üzere 21_30 kasım arası KPSS tercihleri başlıyo bende bir stres sormayın gitsin o kadar o kadar ama o kadar.. tamam uzatmayacağım... çooook istiyorum ki atanmayı en ücra köşeye bile razıyım...
bahsedeceğim başka kaydadeğer ne var diye düşünüyorum da bulamadım.Okurken bu ne yazmış böyle ya bunu kim yazar yaptı diyen illa ki olacaktır.Amma velakin baştan uyarımı yapmıştım saçmalayacağım diye okuyan okumayan herkese teşekkürü bir borç bilir ve saygılarımı sunarım. küfür edenler hariç :D onlarada aynen iade.. ufffffffff ne yazıyorum ben yaa uyusam iyi olacak... bu arada atladım birşey soracağım aranızda 5 kişi ile aldatılan oldu mu?

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More